TİCARET BORSALARINDAN GERÇEK BORSAYA
GENEL YAKLAŞIM - TARIMSAL ÜRÜN PİYASALARININ LİBERALİZASYONU

Doç. Dr. Sami DEMİRBİLEK (Polatlı ve Edirne Ticaret Borsaları)
Y. Müh. Cem KOÇ (MİLSOFT A.Ş.)
Yrd. Doç. Dr. Metin ARSLAN (Hacettepe Un. İ.İ.B.F. İktisat Bölümü)


1. Giriş

Polatlı ve Edirne Ticaret Borsalarında yapılan yatırımlar, değiştirilen uygulamalar ve geliştirilen anlayış sonucu, mevcut uygulamaları daha da ileriye götürmek, ülkemizde yapılması gerekli olduğu söylenen yapısal reform ve düzenlemeler sonucu ortaya çıkacak duruma hem uyum sağlamak hem de bu yapısal reformlar neticesinde şimdiye kadar kamunun bir şekilde doldurduğu alanlardan çekilmesi ile oluşacak boşluğu doldurmaya hazırlanmak için, tarımsal ürünlerde depo ve depo makbuzu sistemini uygulamaya sokmak gereği hasıl olmuştur.
Burada esas amaç, Ticaret Borsalarının mevcut durumlarını geliştirmek, işlem kapasitelerini ve dolayısı ile gelir kaynaklarını arttırmak ve ürün borsasının oluşmasına ve tarımsal piyasaların gelişimine katkıda bulunmaktır.
Ancak, bu amaç doğrultusundaki kesitlerden sadece biri olan depo ve depo makbuzu sistemini anlatmak, bu dökümanın okuyucusunu nedenler ve sonuçlar hakkında tam bir değerlendirme yapmaktan belki de alıkoyacaktır. Bu nedenle, dökümanın hazırlanmasında, ülkemizde tarımsal ürün piyasalarının neden gelişemediği, mevcut durumun ne olduğu, gelişmesi için nasıl tedbirler alınması ve geliştiği takdirde işleyen piyasa ekonomisine ve ülke ekonomisine nasıl katkıda bulunacağı konularında okuyucuya bir fikir verilmesi esas alınmıştır.

2. Türkiye'de Tarım Ürünleri Ticareti

Ülkemizde tarımsal ürünlerin ticareti (alım-satımı) denildiği zaman akla ticaret borsaları gelmektedir. Zira, ticaret borsaları; "borsaya dahil maddelerin alım ve satımı ve fiyatlarının tesbit ve ilanı işleriyle meşgul olmak üzere kurulan tüzel kişiliği haiz kamu kurumlarıdır" şeklinde tarif edilmektedir.(5590 sayılı kanun)
Tarımsal ürünlerin ticaretinin gelişmesinde iki unsur önemli bir etkiye sahiptir. Birincisi, bu piyasaları etkileyen başta tarım politikaları olmak üzere, vergi, bankacılık ve diğer hükümet düzenlemeleri, ikincisi ise piyasaların işleyişinde önemli bir enstrüman olan gelişmiş bir borsanın varlığıdır. Birinci unsur, gerektiği şekilde değişim göstermez ise ikinci unsurun gelişmesi söz konusu olmamaktadır.
Bunu Prof. Dr K. Kaptangil'in bir makalesinden yapılan şu alıntı ile izah etmek çok kolaydır. "Türkiye'de bir taban fiyat politikası var ve fındığa bir taban fiyatı veriliyor. Bu taban fiyat politikası çiftçiyi tembelleştiriyor ve herşeyi devletten bekler hale getiriyor. Çıkıyor sayın ilgili Bakan, diyor ki; "Bu sene fındığa şu fiyatı veriyorum" ve herkes her sene onu bekliyor. Bu uygulama çiftçinin kendi göbeğini kendisinin kesmesini engelliyor, çalışma azmini kırıyor ve kırsal kesimi politize ederek, çiftçiyi siyasetçinin ağzından çıkacak sözlere bağlıyor ve siyasetçi de bunu gayet güzel kullanarak üreticileri istismar ediyor. Bakınız, günümüzde dünya fındık fiyatları Hamburg'da tesbit ediliyor. Dünya fındığının %70 ini Türkiye üretiyor, fındık fiyatları Hamburg'da belirleniyor. Anlamak mümkün değil. Nasıl oluyor bu iş? "Yabancı fındık tüccarları ilkbahar sonlarına doğru Türkiye'ye geliyorlar çiçek sayımı yapıyorlar ve böylece rekolteyi tesbit ediyorlar. Rekolteye göre, kendi kafalarından bir fiyat belirliyorlar, bu fiyata Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin pek müdahale yetkisi olamıyor." Devlet müdahaleleri sonucu, ürün ticaretinde bu olumsuzluk yanısıra, ilgili çevreler tarafından, maliyetleri azaltıcı, teknolojik gelişimi hızlandırıcı unsurların uygulanması ve üretimde kalite de göz ardı edilmektedir.

Borsaların sağladığı ana işlevler şöyle özetlenebilir;
· Ticari işlemlerin gerçekleşmesi için ortak bir mekanı,
· İşlemlerle ilgili kuralların ve standartların (kalite vb.) belirlenmesini ve bunların uygulanmasını,
· Sözleşmelerin kurallara uygun düzenlenmelerini,
· Üyeler veya alıcı-satıcılar arasında ya da diğer konularda çıkan anlaşmazlıkların çözülmesini,
· Piyasa ile ilgili bilgilerin sağlıklı olarak toplanarak kamuoyunun kullanımına en kısa sürede iletilmesini sağlarlar.

Bu işlevler, kaliteli tohumluk kullanılması gibi bir tarımsal hükümet politikasının takibini gerektirmediği (borsada kaliteye göre fiyat oluşumu çiftçinin tohumluk arayışını otomatikman ortaya çıkaracaktır) gibi tarım ürünleri üretiminin planlanmasını, rehabilitasyonunu, stoklanmasını kolaylaştıracak, maliyet azaltıcı ve teknolojik gelişimi hızlandırıcı tedbirlerin üreticiler tarafından talebini yaratacak ve dolayısı ile tohumluk üretimi vb. hizmetlerin özel sektör tarafından verilmesini sağlayacaktır. Bu hizmetlerin, işleyen piyasa ekonomisi içinde özel sektör tarafından yerine getirilmesi ise, kamu maliyesine önemli yükler getiren tarımsal KİT ve kamu organizasyonlarının rehabilitasyonunu kolaylaştıracaktır.

3. Ülkemiz Tarımsal Ürünler Piyasasında Hükümet Uygulamalarının Etkileri

Tüm gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de geçmiş yıllarda kırsal kesimde istihdamın sürdürülmesi ve bilhassa nüfüsun yaklaşık %40 ının (1997 sayımına göre %35.31) köylerde yaşamasından dolayı bu kesimin gelirlerinide artış sağlayarak refah seviyesinin arttırılması için tarımsal destekleme politikaları (tarım politikalarının sosyal politika olarak kullanılması) uygulanmıştır. Bu uygulamaların sonucunda;
· Üretimin serbest piyasa koşullarına göre gelişmesi engellenmiştir.
· Üretici gelirlerinde istikrarsızlık yaratılmıştır.
· Değerlendirilmesi imkansız stoklar oluşturulmuştur.
· Tüketici desteklemenin yükünü üstlenmiş, tarımsal ürünlere dayalı sektörlerin gelişmesi önlenmiştir.
· Destekler üreticiye yeteri kadar ulaşmamış, kamu kaynaklarına önemli ölçüde yük getirmiştir. 1999 yılında destekleme tutarı 4 milyar ABD doları olmasına rağmen bu ödemelerin kamuya maliyeti 12.7 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. (Hazine, tarım reformu dökümanı)

Ülkemizde uygulanan tarımsal destekleme politikalarının sonuçları, sekizinci beş yıllık planda ise şöyle özetlenmiştir. "Uygulanan destekleme politikaları ile üretici gelirlerinde istikrar sağlanamamış, dünya fiyatları üzerindeki destekleme ve alım fiyatları bazı ürünlerin ekim alanlarının genişlemesine, üretim fazlası oluşmasına ve devletin fazla alım yaparak yüksek stok maliyetine katlanmasına neden olmuştur."
Bunların yanısıra, stoklar iç piyasa fiyatlarının çok altında fiyatlarla ihraç edilerek hem dış tüketici sübvanse edilmiş hem de iç piyasada bu ürünleri girdi olarak kullanan sektörlerin rekabet güçleri zayıflatılmıştır. Daha sonra, dış pazarlara satış yapan sanayicilere ucuz girdi sağlamak üzere düzenlemeler (iç pazara hitap eden işletmeler yine yüksek girdi maliyetleri ile üretime devam etmek zorunda bırakılmış) yapılarak, devletin kendi yarattığı problemin bir kesime etkisi azaltılmaya çalışılmış, bu işleri düzenlemek ve denetlemek için gereksiz bürokratik işlemler yaratılmış fakat uygulamalar ve sonuçlar kimseyi memnun etmemiştir.

4. Ülkemizde Gelecekte Yapılacak Düzenlemeler

Tarım reformunun ilk aşamasında destekleme sistemi tamamen değiştirilecek, doğrudan gelir desteği, alternatif ürün proğramı, tarım satış kooperatifleri birliklerinin yeniden yapılandırılması, tarımsal KİT'lerin küçültülmesi veya özelleştirilmesi hususunda tedbirler alınacaktır. (Hazine, tarım reformu dökümanı)
Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın "amaçlar, ilkeler ve politikalar" kısmında, bu problemi ortadan kaldırmak için "Piyasa fiyat oluşumu üzerinde olumsuz etkileri olan ürün fiyatlarına devlet müdahaleleri yerine, üretimin piyasa koşullarında talebe uygun olarak yönlendirilmesini sağlayacak politika araçları devreye sokularak, üretici gelir düzeyinin yükseltilmesi ve istikrarı esas alınacaktır. Bu çerçevede, tarım ürünlerine yönelik sigorta sistemi, vadeli işlemler borsası, sözleşmeli tarım ve stok yönetimi araçlarının geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve etkin şekilde uygulamaya konulması sağlanacaktır." denilmiştir.
Buradan ürün borsalarının geliştirilmesi gereği ortaya çıkarılırsa, devletin yapması gerekenleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.
· Borsayı ilgilendiren mevzuat düzenlemeleri ve yeni mevzuatın yürürlüğe konulması. Mevcut mevzuata göre oluşmuş ticaret borsaları, tacirlerin örgütlenmesi sonucu ortaya çıkan bir çeşit sivil toplum örgütleri olmasına rağmen kamu kurumu sayılmakta, yönetim sürekliliği sağlanamadığı gibi kuralların ve standartların uygulanması, anlaşmazlıkların ticari kayıplara sebep olmayacak şekilde çözümlenmesi için gerekli yaptırım gücünü sağlayan sermaye yükümlülüğü de oluşturulamamaktadır.
· Hükümetlerin piyasaya müdahalelerinin sona erdirilmesi. Tarım reformu dökümanı kapsamında düşünülen uygulamalar gerçekleştirilirse, piyasalarda özel sektör oyuncularının gelişimi için ortam oluşacaktır. Hükümet müdahaleleri, bilhassa uygulanan fiyat politikaları sonucu tarıma yapılan harcamalar yüksek boyutlara ulaşmaktadır. Üretim artışına sebep olan fiyat politikalarından vazgeçilmesi, piyasa satışlarında kaliteden elde edilecek geliri öne çıkararak kaliteli üretimi ve alternatif ürün ekimini teşvik edeceği gibi doğrudan gelir ödemelerine ağırlık veren politikaların amaçlarının anlaşılmasına ve uygulanmasına yardımcı olacaktır.
· Vergi düzenlemeleri ve mevzuatı. Depo makbuzlarının el değiştirmesinde KDV istihsalinin kaldırılması yanısıra salon satışlarında stopajın sıfırlanması gibi düzenlemelerle işlem maliyetlerin azaltılması.
· Bankacılık yönetmeliklerinin düzenlenmesi. Depo makbuzları karşılığında kredi imkanlarının oluşturulmasının yanısıra diğer ihtiyaçlar doğrultusunda düzenlemelerin yapılması.

5. Türkiye'de Ticaret Borsaları

5.1. Mevcut Durum:

Ticaret Borsaları 5590 Sayılı Kanuna tabi olarak bir şekilde dernek statüsünde (belirli sayıda tüccar başvurabilir) kurulmuşlardır ve bulundukları il veya ilçe sınırları dahilinde yapılan tarımsal ürün alım ve satımlarının tescilini yapmaktadırlar. Bu derneklerde yönetimler seçimle göreve gelmekte olup süreklilik mevcut olmadığı gibi sermaye yükümlülüğü alabilecek kapasite de yoktur.
Ticaret Borsalarının gelirleri cüzi miktardaki üye aidatları, bazı belgelerin düzenlenmesinden ve onaylanmasından elde edilen gelirler ile esas olarak tecsil ücretlerinden oluşmaktadır (5590 sayılı kanun). Maliye Bakanlığı, ticaret borsasına elde ettiği tescil geliri karşılığında zirai stopajın yatırılmasının takibi ile üreticilerin Bağkur ödemelerinin yapılmasının kontrolünü görev olarak vermektedir (GelirVergisi Genel tebliğleri). Bu görevlerin yerine getirilmesinde ticaret borsaları müteselsilen sorumlu tutulmaktadır.
Bu kanun ile kurulan ticaret borsalarına bulundukları il veya ilçe sınırları içinde tescil izni verildiğinden, borsaların ülke geneline hizmet verecek şekilde gelişmesi engellenmekte, kurulmuş olan 107 adet ticaret borsasına bu sınırlama ile hayatlarını sürdürecek gelir sağlanmakta, fakat, bu gelirler bu kadar ticaret borsasının cari giderlerini karşılamakta kullanıldığından yeni atılımlar yapmaya yarayacak kaynak oluşmamaktadır. Tarımsal ürün alımı yapan KİT'lerin satımlarının tescil işlemleri ise merkezlerinin bulunduğu illerdeki ticaret borsalarında yapılmakta, bu da bazı borsaların sadece tescil işleminden hiçbir açılıma girmeden büyük gelirler elde etmesine sebep olmaktadır.
5590 sayılı kanuna göre, ticaret borsalarına dahil maddelerin alımı ve satımı ile iştigal edenler, bulundukları yerin ticaret borsasına kaydolunmaya mecburdurlar. Bu mecburiyete riayet etmeyenlerin kayıtları borsalarca re'sen yapılır ve kendilerine tebliğ edilir. Ticaret Borsaları, maliyeye karşı müteselsil sorumluluktan dolayı kefil senedi karşılığında tüccarların borsaya üye olmalarını sağlamaktadır. 5590 sayılı yasaya göre, tarımsal ürün ticareti ile iştigal edenlerin cebren borsaya üye yapılması, borsa fikri, borsa oluşumu ve bilhassa borsa üyeliğinin konumu açısından bir çelişkidir. Üyeliğin herhangi bir sorumluluğu olmadığı gibi bir değeri de yoktur. Fakat, bu üyeler seçim zamanı hoşnut olmadıkları yönetimleri değiştirebilmekte, zorla üye yapılanlar, borsanın politikalarını etkilemektedirler.
Tüccar, Ticaret Borsası dışında alım yapıyorsa %4 zirai stopaj Maliyeye ödenmektedir (Şekil.1). 5590 sayılı kanunun 52 inci maddesinde "Borsa çalışma alanı içerisinde borsaya dahil maddelerin en az miktarlarının üstünde kalan miktarların alım ve satımının borsa dışında yapılması yasaktır." ibaresine rağmen, yine aynı maddedeki "Bu maddelerin, en geç muamele yapıldığı günü takip eden ilk iş günü içinde borsaya tescil ettirilmesi şartı ile borsa yerinin dışında alınıp satılmasına meclisce önceden karar verilebilir." İbaresinden dolayı Ticaret Borsasının bulunduğu il veya ilçelerde, borsa satış salonu oluşturulmamakta, tüccar üreticiden tarımsal ürün

Şekil.1 Ticaret borsası olmadığı durum


alımı yaparak borsaya tescil için gelmekte ve maliyeye %4 yerine %2 zirai stopoaj ödemektedir (Şekil.2). "Ertesi iş günü" beyana göre olduğundan, tüccar belki de üç ay önce aldığı ürünü yeni almış gibi o gün fiyatlarından deklare etmekte ve üç ay içinde yapmış olduğu kar gizlenerek vergi matrahı düşürülmektedir. Fatura tescili karşılığında ticaret borsası %0.1 ile %0.3 arasında değişen tescil ücreti almakta ve bu gelir ile yetinerek herhangi bir hizmet girişiminde bulunmamaktadır. Bu ticaret borsalarında bir fiyat oluşumu olmadığı gibi işlem gören ürün miktarları da sadece tescil edilen müstahsil makbuzları ile faturalarda gösterilen miktarların toplamıdır.

Sekil.2 - Ticaret Borsasının bulunduğu fakat sadece tescil işlemi yaptığı durum.


5.2. Salon Satışı Olan Ticaret Borsaları

Yukarıda belirtildiği üzere çoğunluk Ticaret borsaları sadece tescil işlemleri yaparak üyelerine zirai stopaj konusunda avantaj sağlarken bazı ticaret borsaları, ülkemizde gelenek halinde uygulanan "Açık Pazar" tecrübelerini kapalı bir mekana taşıyarak, üreticinin ürününün numunesine bakılarak tüccar tarafından fiyat verilmesini, böylece salon satışı adı altında bir fiyat oluşumunu sağlamaktadırlar (Eskişehir, Konya Ticaret Borsaları). Bu sistemde, alınan numuneler satış salonunda tüccarlara gösterilmekte ve en yüksek fiyatı veren tüccar tarafından satın alınarak tescil işlemi yaptırılmakta, maaliyeye %2 zirai stopaj, borsaya %0.3 tescil ücreti ödenmektedir (Şekil.3). Bu borsalar kendilerini spot borsalar olarak tanımlamakta ve Spot piyasayı (salon satışlarını) Talep ve Arz oluşturmakta olup talebi etkileyen en önemli faktör ise arz edilen ürünün kalitesi olmaktadır. Kalite belirlemesi ürünün analizinin yapılacağı bir laboratuvar ve sınıflandırma sistemi yerine tüccarların fikirlerine göre yapılmakta, satışlar sonrası borsa verileri de satılan ürünlerin bu düşüncelere göre gruplandırılmasıyla elde edilmektedir.
Bu sistemin faydaları; (1) en azından birden fazla alıcının rekabeti sonucu bir fiyat oluşmakta, (2) üreticiler satışlara göre ürünlerinin değeri konusunda bir tahmin yapabilmekte, (3) Ürün bedellerinin tahsilinde büyük bir sorun yaşanmamakta, (4) tüccarların alış ve satış fiyatları arasında oluşan kar'ın saklanması dolayısıyla vergi kayıpları oluşmamakta, (5) ürünlerin çeşitlerine göre (sert buğday, yarı sert buğday vb.) bir ayırım yapılabilmekte, (6) en önemlisi, mevcut ticaret borsaları işlemleri kayıtlı hale getirmektedir.
Dezavantajları ise; (1) Salonda fazla tüccar olmadığı zamanlarda fiyatlar ürün değerinde oluşmamakta, (2) Somut verilere göre kalite belirlenmediği için hakikaten hangi kalitede ürün hangi fiyatı bulmuştur belli olmamakta (tüccarın kendi kalite öngörüsü öne çıkmakta), (3) Dolayısıyla, üretici, aynı ürününe farklı zamanlarda farklı fiyatlar almakta ve hangisinin doğru olduğuna karar verememekte, Bu durum tüccar için de geçerli olup kaliteli addettiği ürün çok kötü çıkabilmekte, (4) Kaliteye göre sınıflandırma olmadığından, kalite sorunları ile ilgili istatistik bilgiler oluşmamakta, (5) istatistik bilgiler oluşmadığı için standardizasyon gerçekleştirilememekte, (6) İstatistik bilgiler laboratuar sonuçlarına dayanmadığı için gerek üretim safhasında uygulanacak tarımsal politikalar (zararlı mücadelesi vb.) gerekse daha sonra sanayinin ihtiyacı için ithalat politikaları (kaliteli buğday) yeterince doğru tesbit edilememekte, (7) ileriye dönük gelişmelere (üreticinin tohum değiştirmesi, üretim metodolojisini geliştirmesi vb ile borsanın forward, opsiyon ve future işlemlere geçişi) zemin hazırlanamamaktadır.

Şekil.3 Salon Satışı Yapılan Durum


5.3. Laboratuar Sonuçlarına Göre Salon Satışı Yapılan Ticaret Borsaları

Polatlı ve Edirne Ticaret Borsaları, yaptıkları yatırımlar ile ürünlerin satış salonuna laboratuarda özellikleri belirlendikten sonra sunulmasını sağlamaktadırlar (Şekil.4). Bu borsalarda salon satışlarına konu ürünler hakkında tüm detay bilgiler istatistik olarak değerlendirilebilecek bir şekilde tutulmakta, ve bu sonuçlara göre ilgili mercilerle iletişim kurulmaktadır.

Şekil.4 Laboratuar Sonuçlarına Göre Sınıflandırma Yapılan Salon Satışı


Polatlı Ticaret Borsası bir adım daha ileri giderek satışa sunulan ürünlerin kalite sınıflandırmasını yaparak, hangi kalitenin nasıl bir laboratuar sonucu vereceğini de standardize etmeye çalışmaktadır. Bu ise, ileride yapılacak forward, opsiyon ve future işlemleri, e-ticaret ile stoklamanın (depo sisteminin) zeminini hazırlamaktadır. Zira, standardizasyon, bahse konu işlemlerde ve depolamada, işlem yapanların hangi özellikte ürün üzerinde işlem yaptıklarının, bu işlemlere göre para transferleri (değerlerde anlaşma) yanısıra çıkabilecek anlaşmazlıkların çözümünün de zeminini oluşturacaktır.
Geleceğe dönük olarak sağlanan bu faydanın yanısıra diğer faydalar şöyle sıralanabilir; (1) İşlem gören bütün ürünlerin laboratuar sonuçlarına göre kalite sınıflandırması yapılabilmektedir. (2) Hangi bölgelerde kaliteli ürün, hangi bölgelerde az kaliteli ürün elde edildiği tesbit edilebilmekte, kaliteli üretim yapan bölgelerde kullanılan tohum, üretim metodolojisi vb. az kaliteli üretim yapan bölgelere tavsiye edilebilmektedir. (3) Bölgelerde zararlı tahribatının derecesi tesbit edilebilmekte ve yetkililerden gerekli tedbirlerin alınması talebinde delil sunulabilmektedir. (4) Ürünü hammadde olarak kullananlar ihtiyaçlarını karşılayan özellikte ürünleri satın alabilmekte ve göz yanılmasının kurbanı olmamaktadırlar. (5) Üretici, laboratuar sonuçları ile fiyatları kıyaslayabilmektedir. (6) Tüccar, alım yaptığı ürünleri kalite sınıflandırmasına göre stoklamakta, sanayiciye farklı fiyat seçenekleri sunabilmekte, sanayicilerin kendi laboratuarlarının sonuçlarına göre uyguladığı fiyat azaltmalarından (beklenen kalite çıkmazsa, orantılı indirim) etkilenmemekte, şahit olarak borsa laboratuar sonuçlarını tutmaktadır.
Fakat bu borsalarında yapılanması 5590 sayılı kanuna göre oluştuğundan, buradan öteye profesyonel borsacılık işlemlerini gerçekleştirmesi çok zor görünmektedir. Zira bu borsalarda, il ve ilçe sınırı ile sınırlanmış, yönetim sürekliliği ve sermaye yükümlülüğü handikaplarına haiz ve en önemlisi bu şekilde bir gelişme için yaptığı yatırımların (laboratuar, bilgi-iletişim, yazılım) sonucu gerçekleştirdiği işlemleri, normal tescil işlemlerinden farklı bir olgu olarak ne kamu ne de TOBB tarafından kabul görmemiştir.


6. Gelişmiş Bir Borsaya Sahip Olmak İçin Gelecekte Yapılması Gerekenler

Amerika ve Avrupa'daki ürün borsaları ve bunların gerçekleştirdiği işlemler dolayısı ile piyasa oyuncularının (borsa organizasyonu, üyelik şart ve yükümlülükleri, üretici birlikleri, depo işletmecileri, izin, çalışma ve denetleme prosedürleri) durumu incelendiğinde, ülkemizde bir mevzuat düzenlemesi ile hemen bunların seviyesine ulaşmanın mümkün olamayacağı görülür. Zira, mevzuat düzenlemeleri gerektiği şekilde yapılsa bile, piyasa oyuncularının şartlara uygun şekilde gelişmesi, işlem mantığını anlamaları ve alışageldikleri değerleme kriterlerinin çok üzerinde olan unsurlar ve bunlar arasındaki ilişkilere göre hareket kabiliyeti kazanmaları zaman alacaktır. Ancak, diğer gelişmiş ülke piyasalarının 60-90 yıl gibi bir sürede eriştikleri noktaya 8-10 yıl gibi bir sürede ulaşmak imkansız değildir. Önemli olan nereden başlanacağını ve öğrenirken uygulamanın yolunu bilmektir.
Unutulmaması gereken bir diğer nokta ise, dünya uygulamaları paralelinde bir uygulamaya geçilirken, ülkemizde oluşmuş yanlış yapılanmanın ve yanlış uygulamaların öncelikle işleyen bir piyasa ekonomisi doğrultusunda düzeltilmesinin gereğine inanmak ve bu doğrultuda gayret sarfetmektir. Yanlış temel üzerine doğru bina yapmak mümkün olmamaktadır.
En önemli yanlış, 5590 sayılı yasaya göre Ticaret ve Sanayi Odalarının örgütlenmesi şeklinde yapılanması öngörülen Ticaret Borsaları'nın ülkemizde borsa olarak adlandırılması ve bunların yaptıkları işlerin borsacılık olarak kabul edilmesidir. İkinci yanlış ise, bu organizasyonların maliye politikalarının uygulanmasında kullanılmasıdır.


6.1. Tacirler ve Sanayiciler Arasında Borsada Alım-Satımın Gerçekleştirilmesi
Borsaların gelişmesi, rekabet koşullarında gerçek fiyatların oluşması, Pazar derinliğinin sağlanması, ortaya çıkan istatistik bilgilerin (stokların miktarı, kalitesi, lokalitesi vb.) ekonomik kararlar için kullanılması ve en önemlisi işlem hacminin manipülasyondan uzak tutuluması açısından, borsalarda tacirler ve sanayiciler arasında işlem tesis edilmesinin (alım-satım) yolu açılmalıdır.
Bunun için, (1)Tacirler ve sanayiciler arası işlemlerde sürekli olarak ürünün yükleme-boşaltma, yer değiştirme (nakliye giderleri), tartılması, laboratuar testlerinden geçirme, sonradan ürün değiştirmelerini önleme yani satın alınan ürünün deklare edildiği şekilde var olduğunun garantilenmesi gibi problemlerin giderilmesi gerekmektedir. (2) Taahhüt edilen kalite ile bulunan kalite arasındaki farkların maliyetinin karşılanması, taraflar arasında ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkların giderilmesi konusunda delil sağlayacak olan kayıt mekanizmasının sağlanması, bu kayıt mekanizmasının ve oluşturulacak kuralların icraatının sorumluluğunu taşıyacak bir yönetimin kurulması gerekmektedir.
Birinci unsurun sağlanması işleyen bir depo ve depo makbuzu sisteminin kurulmasına bağlıdır. İkinci unsurun sağlanması ise, borsada yapısal olarak gerçekleştirilecek bir düzenleme ile sağlanabilir.


6.2. Depo Sistemi
6.2.1. Gerekli Ortam
1997 yılında Sanayi ve Ticaret Bakanlığının koordinasyonunda başlatılan "Tarımsal Ürün Piyasalarını Geliştirme Projesi" (CMDP) kapsamında ülkemizde depo ve depo makbuzu sisteminin uygulanması ve hatta pilot bir projenin Polatlı'da yapılması gündeme gelmiştir. Bakanlık tarafından bu uygulamanın gerçekleştirilmesi için 2699 sayılı Umumi Mağazalar Kanunu'nun gerekli yasal altyapıyı sağlayacağı iddia edilmiştir. Yapılan çalışmalar neticesinde, proje hukuk grubu, tarımsal ürünlerin depolanmasının genel umumi mağazacılıktan daha farklı olduğunu, ayrı bir yasal çerçeve gerektirdiğini ifade etmiştir (Hukuki Rapor). Bunu takiben, proje kapsamında lisanslı depoculuk mevzuatı taslak çalışmaları başlatılmıştır. Bu çalışmalarda, "lisanslı depo", "genel depo" adlandırmaları yerine Umumi Mağazacılık Kanununun isminin etkisinden kurtulunamamış ve "Tarım Ürünleri Umumi Mağazacılık Kanunu" adı altında yürütülerek taslak olarak belirli bir seviyeye getirilmiştir. Fakat, Kamu girişiminde daha az sermaye istenmesi gibi kamu-özel girişiminde ayrımcılık ve depoya teslim edilen ürün bedeli kadar teminatlar (sermayenin maliyeti düşünülmeden) istenmesi gibi aksak yönleri halen giderilememiştir (Taslaklar).
Proje hukuk grubu, depo ve depo makbuzu sisteminin uygulanabilmesinin gereklerini iki ana başlık altında toplamıştır.
Birincisi idari gereklilikler ki bunlar; (1) Lisans başvurularının kabul edilmesi, değerlendirilmesi ve lisans verilmesi, (2) Başvuruda bulunan şirketlerin ana sözleşmelerinin incelenmesi, (3) Mali raporların incelenmesi, (4) Teminatların incelenmesi ve kabulü, (5) Depo tarifelerinin kabulü, (6) Depo ücretlerini tahsilatı ve faturalanması usülleri, (7) Makbuzların özelliklerinin belirlenmesi ve basımının kontrol edilmesi, (8) Depo kayıtlarının tutulma ve korunma usül ve esasları, (9) İşlevlerin kanun doğrultusunda yerine getirilmesinin sağlanması olarak sıralanmıştır.
İkincisi ise denetim gereklilikleri olup; (1)Lisansın verilmesine yönelik olarak depo kapasitesinin belirlenmesi, (2) Deponunu fiziki yapısının niteliği, depodaki ürünleri uygun olarak koruma yeterliliği, (3) Deponun ürünleri derece ve sınıflarına göre ayırabilme (numune alma ve analiz yapma gibi laboratuar imkanları) yeterliliği, (4) Deponun ürünleri teslim alma, yükleme-boşaltma-tartma yeterliliği, (5) Depo işletmesinin sigorta kapsamı, kayıt tutma sistemi gibi işletmecilik yeterliliği şeklinde özetlenmiştir.
Bunlara, depo işletmeciliği ve makbuz işlemlerinin vergi mevzuatına göre değerlemesi ve vergi boyutunun piyasanın gelişmesini teşvik edecek şekilde düzenlenmesi de eklenmelidir.
Anlaşılacağı üzere, bu gereklilikler tamamen bir amaca yöneliktir. Güven ortamının sağlanması. Ticarette güven ortamının sağlanamaması, kişilerin teşebbüsleri sonucu her an her türlü zarara uğrama ihitimalini göz önünde bulundurmalarına ve bu nedenle piyasa içinde yer almamalarına neden olur. Peki, İşlemlerin tamamlanmasında hızlılık ve kesinlik ne olacak? İşlemlerin tamamlanabilmesi için gerekli şartların yerine gelip gelmediği konuılarında çıkabilecek anlaşmazlıkların çözümündeki hız ve kesinlik de oyuncuların piyasa içinde yer almalarında caydırıcı veya teşvik edici bir nedendir.
Örneğin, herhangi bir ihtilafın çözümü için bir komisyonun inceleme yapması veya bir mahkemenin karar alması beklenirse, ticari olarak doğacak kayıplar piyasa oyuncularını piyasa içinde yer almaktan caydırır. Tüccarın bir alacağının 3-5 ay sonra tahsil edilmesi onun bütün kayıplarını karşılamaz veya zamanında yerine getirilmeyen taahhütün 3-5 ay sonra yerine getirilmesini sağlamak, bu zaman zarfında o taahhüte bağlı olarak gelişmesi gereken olayların tekrar gelişmesini sağlamaz. Ticarette nakit kadar zaman da önemlidir. Bu kavramlar doğrultusunda düşünüldüğünde, kamu kuruluşlarının karar verme mekanizmalarının, anlaşmazlıkların çözümünde hakem konumunda bulunması pozitif bir etkileşime sebep olmayacaktır.
Bu açıdan bakıldığında, gerekli mevzuatın en kısa zamanda yürürlüğe konulması, izin ve denetim konularında üst organ olarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığının etkin rol oynaması, fakat, işletmeciliğin öncelikle Borsa'nın ortak veya sahip olduğu şirketler eliyle yapılması gerekmektedir. Zira, Borsa, tüccarların en güvendiği kurum olarak ortaya çıkmaktadır. Tüccarlar, herhangi bir problem durumunda, Bakanlığın müfettiş göndermesini, komisyon oluşturmasını, bilirkişi raporları üretmesini bekleyemez ve bu işlemleri yapanların üzerinde siyasi ve bürokratik baskılar olmasını istemezler.
Depoculuk sisteminde güvenilir, lisanslı ve ortaya çıkabilecek hasarları/zararı karşılamaya yönelik sigortalı "Depo İşletmesine" ihtiyaç duyulmaktadır. Depolarda, depo laboratuvarından geçtikden sonra ürünler kalite sınıflarına göre stoklanmalı ve bozulmayacak şekilde korunmalıdır. Depo sisteminin kuruluşunda depo kapasitesinin maksimum %15'ine kadar veya depodaki mevcut miktarı da gözönünde bulundurarak kademeli olarak belirlenebilecek teminat depo işletmesinden talep edilmelidir. Bu teminat miktarı, hem denetim aralıkları arasında oluşabilecek zararları karşılayacak hem de finansal açıdan depo sahibine rantabıl bir yük getirecek şekilde olmalıdır. Denetimler vasıtasıyla kontrol edilecek depo işletmesinin, depolanan toplam ürünü zarara uğrama potansiyeli, denetim ve müdahale ile minimize edilmelidir.


6.3. Geçmiş tecrübeler
1993 yılında TMO, Umumi Mağazacılık Kanununa göre üretici ve tüccarın maliki olduğu ürünleri makbuz karşılığı depolamaya başlamasına rağmen sistemi çalıştıramamıştır. Başarısızlığın nedenleri başta TMO'nun işletmecilik konusunda gösterdiği zayıf performans olmak üzere, makbuzun her el değiştirmesinde KDV alınması, TMO'nun kalite belirleme ve depolama işlemlerinin piyasa gerekliliklerini karşılayamaması dolayısıyla depodaki makbuzlu ürünün tek alıcısının TMO olarak kalması, depoların sistemin gerektirdiği niteliklerde olmayışı ve farklı depolama ünitelerini barındırmaması olarak özetlenmektedir.
6.4. Depo ve depo makbuzu sisteminin faydaları
Müstahsilin yanısıra tüccar ve diğer spekülatörlerin de borsada satış yapmaları ile ortaya çıkacak işlem yükünü kaldırabilmek için depo sistemine geçilmesi gerekmektedir. Spot piyasanın gelişme yönüde depoculuk sistemine doğrudur.
Depo sisteminin genel olarak bazı avantajları aşağıdaki şekilde sıralanabilir;
1. Ülkede mevcut ürün ve kalitesi hakkında fikir verir.
2. İthalatın düzenlenmesine imkan sağlar.
3. Alım politikasının düzenlenmesine yardımcı olur.
4. Yeni finansman imkanları sağlar (üretici, tüccar ve sanayiciye),
5. Gereksiz nakliye ve depolama masraflarını yokeder.

Mevcut durumda köylü hasat zamanlarında ürününü saklayacak yeri olmadığından piyasaya sürmekte, böylece hasat zamanında talep fazlası ürün arzı olduğundan fiyatlar düşmektedir.. Üreticiyi bu düşüşlerden korumak isteyen devlet belirli fiyatlardan (destekleme) alım yaparak piyasada fiyatları üreticiye gelir sağlayacak şekilde tutmaya çalışırken, hem finansal zararlara uğramakta hem de stoklama maliyetlerine katlanmak zorunda kalmaktadır. Depoculuk sistemi ile aşağıda belirtildiği gibi hem üreticiye hem tüccar-sanayiciye hem de devlete imkanlar sağlanmaktadır:

1. Ürünü saklayacak yeri olmayana depo makbuzu karşılığında güvenli yer sağlanmakta, ürün arzı regüle edilmekte, devletin fiyat düşüşü kaygısı bir şekilde elimine edilmektedir. Devlet satın almanın finansal maliyetlerinden kurtulmaktadır.
2. Buğday fiyatlarının aşağı doğru değişim riskine karşılık bir marj tesbit edilerek, paraya ihtiyacı olan üreticilere, depo makbuzunun temsil ettiği ürünün değerinin örneğin maksimum %80'ine kadar bankalar tarafından kredi verilebilir. Bu sayede;
a. Paraya ihtiyaç duyan üretici ürününü piyasaya sürmeden bu ihtiyacını karşılayabilecektir, arz fazlası oluşması engellenecektir.
b. Banka, kredilendirdiği ürünün değer değişimlerinden doğacak risklerini düşüş marjı çerçevesinde garanti altına almış olur.
c. Tüccarın ürünü saklayabileceği güvenli bir deposu bulunacaktır. Ayrıca, satın aldığı ürünü depoya koyarak makbuz alan tüccar depo makbuzu karşılığında bankadan kredi alıp tekrar ürün satın alabilecektir. Dolayısıyla ticaret hacmi artacaktır ve arz fazlasını oluşacak ek taleple dengelemek ve üretici aleyhine işleyen piyasa koşullarını düzeltmek mümkün olacaktır.
d. Sanayici, toplayacağı makbuzlarla, taşıma ve stok koruma maliyetleri olmadan kalite değerleri kullanım amaçlarına uygun stok sahibi olacaktır.

7. Depo ve Depo Makbuzu Sistemi

7.1. Mülkiyet
Güven ve işlemlerde hız ile kesinlik, depo işletmeciliğinin sürdürülmesi açısından çok önemlidir. Bu açıdan değerlendirdiğimizde, böyle bir işletmenin devlet, özel sektör ve borsa tarafından kurulmasını irdelemekte fayda vardır. Emek, zaman ve kaynak sarfiyatı ile kurulan bir işletme hem ölü yatırıma dönüşmemeli hem de işletmenin başarısızlığı nedeni ile sistemin yararsız olduğu kanaati oluşmamalıdır. Fakat, ilk işletmelerin başarılı şekilde çalışması görüldükten sonra, işletme mülkiyetinin kamu veya özel sektör olması önemli değildir.
Depo İşletmeciliğinin Kamu tarafından yapılması; Devletin yeniden yapılanması kapsamında düşünülürse, birçok faaliyetten özelleştirme veya başka şekillerde çekilmekte olan kamunun, tekrar, düzenleme ve denetleme dışında işletme faaliyetine girmesi yanlıştır. Geçmiş yıllarda TMO'nun tecrübesi nedeniyle, kamu eliyle bu girişimin başlatılması, piyasa oyuncularının ilgisiz kalmasına sebep olacaktır. Fakat, başarılı bir uygulama ile sistemin güvenli bir şekilde çalıştığı görüldükten sonra TMO da gerekli yatırımları yaparak bu alanda faaliyet gösterebilir.
Depo işletmeciliğinin özel sektör tarafından yapılması; Diğer bütün argümanları (başta güven ve denetim mekanizmalarının depo işletmecisinin sebep olabileceği zararları nereye kadar ve nasıl önleyebileceği kuşkusu) bir tarafa bırakalım, gereken sermaye ve yatırım maliyeti, özel sektörün bu alanda öncülük yapmasını engelleyecektir. Dolayısıyla, sistemin ihtiyaç duyduğu ortamın oluşturulması safhasında özel sektörün depo işletmeciliği yapması beklenmemelidir.
Depo işletmeciliğinin Ticaret Borsası tarafından yapılması; Depo işletmeciliği borsa tarafından yapılırsa, güven açısından diğerlerine nazaran büyük avantaja sahiptir. Borsanın, üyeleri veya bu üyeler aracılığıyla iş yapan sanayiciler arasında tesis ettiği bir güven vardır. Bu ürünlerin depolanmasında ve ticaretinde yaşanacak problemlerin etki alanını en iyi borsa yönetimi -bu işin içindedir- bilir ve önlemler ile çözümlerin nasıl olması gerektiğine çok hızlı karar verebilir. Sermaye karlılığı açısından bakıldığında özel sektöre nazaran borsada oluşmuş sermayenin yatırım ve işletme amacı ile kullanılması daha kolaydır. Bu yatırım hem sosyal amaçlı olduğundan borsadan başkasının böyle bir yatırıma bölgesinde öncelik tanıması pek mümkün değilken, borsa bölgesindeki gelişme için insiyatif alabilir hem de karlılık açısından borsa işlem hacminin artması dolayısı ile depo kiralarından kar etmese bile komisyon gelirlerini arttırarak sermaye getirisini kompanse edebilir. Özel ve kamu sermayesinin ise böyle bir alternatif getirisi yoktur.

7.2. Yatırımın Yapılması;
Polatlı ve Edirne Ticaret Borsalarının depo yatırımı yapacak finansmanı sağlamaları (dünya bankası kaynakları + özkaynak) mümkündür. 20 bin ton kapasiteli ve 5 er bin ton bölümlü bir çelik silo'nun maliyeti 800 000 ABD doları civarındadır. Depoya ürün tesliminde kullanılacak numune alma ve laboratuar imkanları her iki borsada mevcut olmasına rağmen depo girişinde böyle bir yatırımın maliyeti de 140 000 ABD doları civarındadır.
Her iki borsa bölgelerinde bulunan TMO depolarını kiralama imkanına sahiptir. Bu durumda gerekli yatırım, güvenlik ve izleme sistemleri ile depoların modernizasyonu ve laboratuar olarak ortaya çıkmakta, bunun maliyeti de toplam 350 000 ABD doları civarındadır.
Sistemin çalışmasını sağlayacak yazılım maliyeti ayrıca karşılanmalıdır.
Fakat borsaların mevcut tüzel kişilikleri ile yapabilecekleri işlerde hem bakanlığın iznine tabi olmaları, hem karar alma mekanizmalarının ve yetki paylaşımının depo işletmeciliği açısından sakıncalar doğurabileceği hem de bankalar ve diğer piyasa oyuncuları ile ikili anlaşmaların yapılmasında (teminat, yükümlülük, temsil ve ilzam gibi) problemler yaratacağı için, borsanın büyük hissedar olduğu bir A.Ş. kurularak depo yatırımı yapılabilir. Bu yapı, borsanın uygulamalara göre depo işletmeciliği ve işletmesi hakkında yeni kural ve önlemleri çok hızlı bir şekilde almasını sağlayacaktır. Depo yatırımının bu şekilde yapılması, borsanın kendi yapısının, üyelerin sermaye sorumluluğu ve payı olduğu gelişmiş ülkelerdeki yapıya dönüşmesinde yardımcı olacağı gibi, anlaşmazlıkların çözümünde borsanın karar verebilmesine de katkıda bulunacaktır. Borsanın, anlaşmazlıkların çözümünde vereceği kararlar ve zararların tazmin şekli beğenilmediği takdirde Bakanlık soruşturması veya mahkemeler aracılığı ile çözüm aranması gündeme gelecektir.

7.3. Depo İşletmesinin Çalışması;
Depo işletmesinin ilk işlevi, yukarıda da belirtildiği üzere ucuz maliyetle ürün sahiplerine (üretici, tüccar, sanayici ve diğerleri) güvenli depolama imkanları sunmasıdır (Şekil.5). Gelen ürün laboratuar testleri sonucu kalitesine göre sınıflandırılarak tartılır ve ilgili kaliteye ayrılmış bölümlerde stoklanır. Yapılan standardizasyona göre aynı kalite aralığına düşen farklı mülkiyete konu ürünler aynı bölümde stoklanır. Yani her üreticinin veya ürün malikinin ürünü ayrı ayrı stoklanmaz, ve kimse teslim ettiği ürünü isteyemez. Sadece aynı kalitede ürünü

Şekil.5 Depo Makbuzunun Alınması


depodan geri alabilir. Depo tarafından teslim alınan ürün karşılığı makbuz (kalite özellikleri, miktar ve diğer gerekli bilgiler) ürünü teslim edene depo kirasının peşin kısmı alınarak teslim edilir. Bu işlemler depo veri tabanına kaydedilir ve piyasa kullanımı açısından kullanılmak üzere borsa veri tabanına aktarılabilir.
Makbuz sahibi, depodaki ürününü herhangi bir elleçleme maliyeti oluşturmadan borsada satabilir. Bugünkü şartlarda, üreticiden alınan ürünün tescili gerektiğinden, makbuzu satın alan kişi, borsada tescil işlemlerini yaparak alım satım beyannamesi ile depoya başvurarak mülkiyet kayıtlarının değişmesini sağlar. Daha ileri bir safha olarak, borsada makbuz satışı kayıtlarına dayanarak bu işlem borsa veri tabanı ile depo veri tabanı arasında kurulacak bir bağlantı ile de gerçekleştirilebilir (Şekil.6).

 

Şekil.6 Depo Makbuzunun Borsada İşlem Görmesi


Makbuz sahibi, piyasa fiyatlarının durumuna ve piyasadan beklentilerine göre makbuzu satmak yerine, güncel ihtiyacı olan likiditeyi sağlamak amacıyla makbuz karşılığı bankadan (bankalardan) kredi alabilir. Aynı işlemi tüccarlar ve sanayiciler de likidite yaratmak için yapabilirler. Böylece, stoklarda bekleyen bir değer, piyasa içinde aktif hale getirilmiş olur. İşletme sermayesi ihtiyacının minimumda tutulmasını sağlar (Şekil.7). Burada, önemli olan kredili ve kredisiz makbuzların ayrımının yapılması ve kredili makbuz karşılığı ürünlerin, kredi borcu kapatılmadan depodan

 

Şekil.7 Depo Makbuzu Karşılığı Kredi Alınması


çıkışına izin verilmemesi için önlemlerin alınmasıdır. Şekil.7 de görüldüğü üzere, banka işlemleri sonucu kredi işlemi depo veri tabanına kaydedilmektedir. Bu veri tabanı ile ilişkilendirilmiş borsa depo makbuzu veri tabanı güncellenirse, makbuzun kredisiz makbuz gibi satışı önlenir ve makbuzu satın alanlar kredili olarak satın alırlar. Satış hakkında borsada yapılacak ilk kayıtlar bir şekilde şatış vaadi işlemi olarak uygulamaya girer ve bu işlem üzerinden banka ile kredi ilişkisi sona erdirilir, borsada satış beyannamesi düzenlenerek, depo kayıtlarında mülkiyet değişimi gerçekleştirilir. Makbuzların satış yoluyla el değiştirmesinde iki ayrıntıya daha dikkat etmek gerekecektir. Birincisi KDV, ikincisi ise depo kira borçlarının ödenmesidir. KDV olayı ayrıntılı bir şekilde ilgili kurumlarla değerlendirilmelidir. Depo kira borcu ise, makbuzların satışa sunulmasından önce borsa tarafından depodan sorgulanarak, satış esnasında alıcı bilgilendirilir ve kira miktarı düşülerek satıcıya ödeme yapılır. Alıcının, depoya mülkiyet değişiminin kaydı için müracatında, satıcıya ödenmeyen bu miktar depoya ödenerek kira borçları kapatılır.
Makbuz karşılığı ürün depodan alınmak istendiğinde, makbuz sahibi depoya müracaat eder, veri tabanı vasıtasıyla (doğru müracaat, kredili olup olmadığı gibi) gerekli kontrol yapılır, depo kirası tahsilatını takiben makbuzda kayıtlı kalite ve miktarda ürün tartılarak sahibine teslim edilir (Şekil.8).

Şekil.8 Makbuz Karşılığı Ürünün Teslim Edilmesi.


Görüldüğü üzere burada birbirinden bağımsız üç unsur vardır. Depo, Borsa ve Banka. Bunların birbiri ile koordineli çalışmaları halinde herhangi bir problem yoktur. Dördüncü bağımsız unsur, depo işletmesinin denetlenmesinden sorumlu Bakanlık, hem rutin denetlemeyle, hem de bu işlemlerden doğacak şikayetlerin incelenmesi ve sonuçlandırılmasıyla devreye girmektedir. Üretici ve makbuz ticareti ile meşgul olanlar da eklendiğinde, işlem ilişkilerinin şekli daha da karmaşık hale gelmektedir. Bu yapıda, dikkat edilirse her bağımsız unsur kendi sorumluklarını üstlenmiş durumda ve bu sorumlulukların suistimali durumunda, değerlendirme, düzeltme ve zararların giderilmesi için Bakanlık devreye girmek zorundadır. Üretici, tüccar, sanayici, borsa, banka, sonuç olarak her zarar gördüğünü düşünen Bakanlık yolunu tutacak ve Bakanlığın bu konuyu sonuçlandırmasını bekleyecektir. İşte sistemin uygulanmasında oyuncular üzerinde caydırıcı rol oynayan en büyük faktör budur. Güven, hareket etmede ve karar almada hız ve kesinlik, oyuncular tarafından burada görülmemektedir.

8. Önerilen Depo İşletmeciliği
Yukarıda depo yatırımının (başlangıçta) borsa tarafından yapılması gereği izah edilmiştir.
Bağımsız unsurların bulunduğu sistemin çalışmasının zorluğu da ortaya konulmuştur. Ülkemizde kişi ve kurumların, bilhassa ticari (akçeli) işlerde güven konusunda ve suistimallerin başkalarına verdiği zararların karşılanmasının etkisi hakkında kanaatleri olumsuzdur. Bu açıdan bakıldığında, depo işletmesinin içinde bulunduğu işlemlerde güven ve zararların hızla telafi edileceği yönünde piyasa oyuncuları ve bankalara teminat (garantör) olan bir kuruluşun olması gerekmektedir. Tüccar, depo işletmeciliğinden doğan zararlarının, bakanlık veya mahkeme kararı ile karşılanmasını beklemek istemez. Fakat, borsa, tüccarın gerçekten zarar gördüğüne inandığı durumlarda bu zararı tazmin ederek, bakanlık veya mahkeme nezdinde olayın çözümünü kendisinin takip edeceğini ortaya koyarsa, banka ve piyasa oyuncuları sadece borsa ile muhatap olmanın güvenini ve kesinliğini kabul edeceklerdir.
Bunun karşılığında borsa, depo işletmesi üzerinde bir izleme-kontrol-yaptırım gücüne sahip olmalıdır. Yukarıda, sermaye karlılığı açısından yatırımın borsa tarafından yapılması gereği ortaya konulmuştur. İşte bu güven ortamı açısından başlangıçta, depo işletmeciliği de borsa tarafından yapılmalıdır.
Borsanının depo işletmeciliği (Şekil.9) aşağıdaki şekilde olacaktır. Depo işlemleri ve depo makbuzlarının dolaşımı ile ilgili tek bir veri tabanı oluşturulacaktır. Depoya bırakılan ürünler ve karşılığında verilen makbuzlar bu veri tabanında kayıt altına alınacaktır. Satış için borsaya, veya kredi talebi için bankaya sunulan makbuzlarla ilgili bilgiler bu veri tabanından sorgulanacak ve veri tabanının güvenliği ile kayıtların güncellenmesinden borsa sorumlu olacaktır.

(a) Ürün teslimi ve makbuz verilmesi; Üretici, tüccar veya sanayici ürünü depoya teslim eder. Teslim edilen ürün kalite sınıflandırılması yapılarak depolanır ve sahibine depo makbuzu verilerek, depodaki ürün miktarı (sınıflarına göre) ile makbuz bilgileri veri tabanına kaydedilir.
(b) Makbuz satışı; Makbuz sahibi (üretici, tüccar, sanayici) makbuz satışı için borsaya başvurur. Gerekli sorgulama (tescili yapılmış veya yapılmamış, kredili, başvuranın mülkiyeti vb. ) yapılarak borsada satışa sunulur. Satış sonrası işlemler tamamlanarak veri tabanında kayıt güncellenir ve makbuz ile temsil ettiği ürünün mülkiyeti veri tabanına kaydedilir.
(c) Kredi alınması; Makbuz sahibi bankaya başvurarak makbuzların temsil ettiği ürün karşılık (teminat) gösterilmek şartıyla kredi talep eder. Banka, makbuz, dolayısı ile depodaki ürün hakkında (miktar, kalite, cari değer, mülkiyet vb. ) borsadan bilgileri alır ve bu bilgiler doğrultusunda kredi tahsisatı yaparak işlem hakkında borsayı bilgilendirir. Veri tabanında ilgili makbuz ve temsil ettiği ürün hakkında kayıt güncellemesi yapılarak bankanın menfaatleri güvence altına alınır.
(d) Ürün teslimi; Depoya ürün teslimi talebi geldiğinde, makbuz ve üzerindeki sorumluluklar veri tabanından sorgulanarak, gerekli yükümlüklerin yerine getirilmesi ürünü talep edene bildirilir (kredi geri ödemesi, depo kiralarının kapatılması vb.)

Şekil-9: Borsa Tarafından İşletilecek Depo ve Depo Makbuzu Sistemi



Borsa, üreticiden satılan makbuzların tescil işlemlerini yaparak tescil geliri, diğer oyuncuların işlemleri ile el değiştiren makbuzların işlemlerinde ise komisyon geliri elde eder. Yani bir defa tescil edilmiş bir makbuz satışı, bu makbuzun sonraki el değişimlerinde sadece veri tabanında kayıt güncellemesi şekline dönüşür ve borsa bu satışlarda komisyon geliri elde eder.
Borsa, makbuzlarla ilgili kendi aracılığı ile yapılmayan işlemlerde sorumluluk kabul etmez. Başlangıçta, makbuz ticareti günümüzde uygulanan spot ürün ticareti şeklinde uygulanarak ödemelerin tamamlanması, kayıt güncellemenin ön şartı olarak alınır. Fakat, gelişmeye paralel olarak, gerçek bir borsa organizasyonu geliştirilirse, veri tabanının tam bir takas odası haline gelmesi ve oyuncuların mali yönden girebilecekleri risklerin kontrolü ve sınırlandırması için üyelik tesis edilebilir, dolayısı ile mali hesaplar açılarak, üye işlemlerinin gereği transferlerin hesaptan hesaba borsa tarafından aktarılması yapılabilir.
Tek veri tabanının kayıtlarına göre oluşmuş sorumluluklarını yerine getirmeyen oyuncuların, diğer oyunculara verdiği zararlar, borsa tarafından en kısa zamanda karşılanarak, veri tabanı bilgileri doğrultusunda deliller bilahare mahkemeye sunulur ve borsa tarafından tahsil edilir.
Ürünün depoya verilmesi esnasında ilk bir aylık depo kira ücreti peşin ödenecek daha sonraki aylara ait depo kira ücreti ise üçer aylık dönemler halinde yapılacaktır. Zira, deponun cari giderlerinin karşılanması gereği vardır. Bir ürün depoya teslim edildikten sonra uzun dönem kalırsa ve fiziki teslime kadar kira ödemesi yapılmaz ise depo, işletme giderlerini karşılamak açısından sıkıntıya girebilir.
Bakanlık ise tüm bu işlemlerin mevzuata uygun olarak yapılıp yapılmadığını kontrol edecek, Depo A.Ş. yi veya Borsa A.Ş. yi denetleyecektir. Oyuncular ile depo işlemleri arasında çıkabilecek sorunlara müdahale etmek durumunda kalmayacak, fakat, depo niteliklerini, personel yeterliliklerini, borsa kayıtlarını denetleyecektir. Sonuç olarak, borsa ile oyuncular arasında çıkabilecek sorunların irdelenmesi ve sonuçlandırılması için müfettiş veya komisyonlar görevlendirecektir.
Diğer Ticaret Borsaları, bu şekilde depo yatırımı yapabilirler. Oluşturacakları veri tabanını, makbuz satışı yapan borsanın veri tabanı ile ilişkilendirerek burada makbuz satışı veya alış işlemini gerçekleştirebilirler (Şekil.10) Böylece, bölgelerindeki ürünlerin nakledilmeden piyasaya arzını sağlamış olurlar ve ürünlerin mevcudiyeti piyasa tarafından bilinir hale geldiğinden, piyasa derinliği sağlanmış olur. Kendileri de, hem tescil ücret gelirlerini (üreticiden satılan makbuzun tescili) arttırırlar, hem de satış yapılan borsa ile anlaşma sonucu bir komisyon geliri elde edebilirler (aracı kurum niteliği). Diğer ticaret borsalarının depo işletmeciliği ile salon satışı yapan borsaya bu şekilde ilişkilenmesi, ülke çapında üretimin ve kalitenin yani rekolte bilgilerinin sağlıklı tahmininde ve uygulanacak politikaların tesbitinde kullanılabilir. Bu bölgelerdeki veya bölgeye yakın konumdaki sanayicilerin hammadde ihtiyaçlarını daha az nakliye maliyetleri ile sağlamalarına yardımcı olur. Bu bölgedeki üreticilerin ürünlerine daha fazla talep dolayısıyla rekabet ortamında fiyat sağlar.

Şekil-10: Diğer Depoların İlişkilendirilmesi

9. Önerilen Borsa Gelişme Metodolojisi; Borsa A.Ş.

5590 sayılı yasaya göre Ticaret Borsalarının kuruluşuna Sanayi ve Ticaret Bakanlığı izin verir ve daha sonraki denetleme görevi de bu bakanlığa aittir. Ticaret Borsaları, TOBB genel kurulunda 400 ün üzerinde delegeye sahip olup, bölgelerinin önde gelen sosyo-ekonomik kuruluşlarıdır. Mevcut durumları ve çalışma şekilleri, gelişmiş ülkelerdeki borsalar gibi gelişememe nedenleri ve gelişmesi halinde nasıl faydalı olacakları yukarıda ayrıntılı verilmiştir.
1990 yılından sonra bazı çevrelerce ürün borsası konusu gündeme getirilmiş ve ülkemizde sözleşme alım-satımı (opsiyon ve vadeli işlemler (futures)) işlemlerini yapmak üzere borsa geliştirilmeye çalışılmıştır.
1990 yılından sonra "İzmir Vadeli İşlemler Borsası" (İZVİB) kurulması gündeme gelmiştir. İzmir Ticaret Borsasının, böyle bir piyasanın kendi bünyesinde kurulmasını talep etmesi ve diğer nedenler sonuç alınmasını engellemiştir. Daha sonra İzmir Ticaret Borsasının girişimleri sürecinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığının mevcut ticaret borsaları üzerindeki yetkisi ile Sermaye Piyasası Kurulunun yetki alanı çatışmıştır. Bu dönemde Bakanlık 1996 yılında, "İzmir Ticaret Borsası Vadeli İşlemler Piyasası Genel Yönetmeliği"ni, 1997 yılında, 5590 sayılı kanuna 4233 sayılı kanun ile eklenen ek.11 inci maddeye dayanarak, "Ticaret Borsaları Vadeli İşlemler Piyasası Genel Yönetmeliği"ni yayınlamıştır. Fakat, yetki karmaşası değişik nedenlerle bitmediği gibi, Ticaret Borsalarında da Bakanlık tarafından yayınlanan yönetmeliklere göre bir hareket oluşmamıştır. 1999 yılında yürürlüğe giren 4487 sayılı "Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması" Kanunu ile 5590 sayılı kanunun Ek.11 inci maddesi yeniden düzenlenmiş ve "Bu madde ile düzenlenecek senet ve sözleşmelerin kapsamına 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca düzenlenen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri dahil değildir" denilerek son nokta konulmuştur.
Böylece, SPK forward (mal teslimi zorunlu olan vadeli alım-satım sözleşmeleri) noktasına kadar (dahil) Ticaret Borsalarında yapılacak işlemleri Bakanlık denetiminde bırakmış ve Ticaret Borsalarının yapıları ile de ilgilenmediğini göstermiştir. Forward işlemlerin Ticaret Borsalarında yapılmasına müsaade edilmesine de, bu işlemlerin, "Forward işlemlerde, tarafların sözleşme şartlarını yerine getirip getirmemesi her iki tarafın iyi niyetine bırakılmıştır, sözleşmeden doğan yükümlülükleri alıcı ve satıcı adına garanti eden bir kurum yoktur." şeklinde tanımlanması da neden olmuş olabilir. Fakat, yükümlülük yerine gelmeyecek ise işlem yapmanın bir manası yoktur.
Bu değişiklik sonrası 23.02 2001 tarihinde Devlet bakanlığı tarafından yayınlanan "Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsalarının Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik"te ise borsa; "...anonim şirket şeklinde kurulan vadeli işlem ve opsiyon borsası" şeklinde tanımlanmıştır. Bu sonuç gösteriyor ki, bugünkü ticaret borsalarının yapılanma şekli, sermaye yükümlülüğü ve yönetim sürekliliği açısından gelişmiş ülkelerde olduğu gibi borsa oluşturmak için yeterli değildir.
Buradan şu sonuç çıkmaktadır. Mevcut ticaret borsalarının yapısı ve konumu ile uğraşmak vakit kaybettirecektir. Fakat, ülkenin yapacağı yapısal reformlar ve tarımsal piyasalar açısından bir ürün borsasının gelişmesi de gereklidir. Yani, mevcut ticaret borsalarının varlığına bir tehdit oluşturmadan, piyasa oyuncularının karşılaştırılacağı bir platformun sağlanması gerekmektedir. Bunun en iyi yolu, Polatlı ve Edirne Ticaret Borsalarında depo ve depo makbuzu sisteminin uygulanması ile oluşacak potansiyeli Borsa A.Ş. şeklinde şirketleştirmek olacaktır.
Ticaret Borsası çatısı altında iki tüzel kişilik faaliyet gösterecektir. Birincisi mevcut yapısı ile ticaret borsası; Tescil gelirleri elde etmeye, 5590 sayılı yasaya göre faaliyet gösterip, bu yasanın verdiği görevleri yapmaya ve TOBB genel kuruluna katkıya devam edecektir. İkincisi, BORSA A.Ş. Ticaret Borsasının (büyük hissedar %25-45) ve üyelerin hisse yoluyla (maksimum %5) sermayeye ortak olduğu bir şirket. Bunun kuruluşunda, Budapeşte Commodity Exchange ve onun kuruluş ana sözleşmesi örnek alınabilir. Bu şirket, başlangıçta, depo işletmesi gelirleri, oyuncular arasında yapılacak (üreticiden alımlar da bile tescil ücreti ikiye bölünerek bir kısmı komisyon geliri olarak şirket'e bırakılabilir) işlemlerden elde edilecek komisyon gelirleri ve enformasyon gelirleri ile ayakta tutulur (Şekil.11). Böyle bir tüzel kişiliğin bulunması, garanti sisteminin işleyişi için teminatların sağlanmasının yanısıra denetim ve düzenleme işlemlerinin de profesyonel bazda sürdürülmesini, borsa işlemleri için (tescil değil) sermaye yükümlülüğü ve yönetim sürekliliği sağlayacaktır. Buraya kadar denetim Sanayi ve Ticaret bakanlığı'nda kalır. Daha sonra, elektronik ticarete geçerek ve SPK nezdindeki gereksinimleri de yerine getirerek, üye hesapları üzerinden takas işlemlerini yerine getirecek kapasiteye ulaşır ve tesis edilecek altyapı ve bilgi iletişim ağı ile diğer depo işletmesine sahip ticaret borsalarının aracı kurum niteliğine bürünmesi ile Pazar derinliği sağlanır.
Borsa A.Ş. nin bu şekilde gelişmesi, mevcut Ticaret Borsalarının kayıtlı ekonomi açısından sürdürdüğü görevleri (tescil işlemleri) sürdürmesine imkan tanıdığı gibi serbest rekabet ortamında fiyatların oluşmasını, stokların kalite bazında bilinmesini, rekolte-tüketim-stok ilişkisine göre tahminlerin yapılmasını, dolayısıyla, tarımsal ve sanayi üretim planlamalarının yapılmasını sağlayacaktır. Bu veriler, hükümet uygulamaları ve tarım-tarıma dayalı sanayi politikalarını daha net ve güvenli uygulamaya da yol açacaktır.

9.1. Forward İşlemler
Depo makbuzlarının piyasa işlemlerinin güvenli şekilde başarılmasından sonra piyasa tarafından, sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi zorunlu olan forward (alivre) işlemler talep edilecektir. Ülkemizde geçmiş yıllarda bilhassa Adana ve İzmir'de yapıldığı belirtilen bu işlemler başarısız olmuştur. Bunun nedeni, her iki bölge de, forward sözleşmelerin borsaya tescil ettirilmesi, mahkemelerde böyle bir ticari anlaşmanın yapıldığı hakkında delil olarak sunulmasının dışında bir fayda getirmemiştir. Forward işlem, iki kişi arasında belirli bir vade sonunda ürünün teslim edilmesi ve bedelinin ödenmesidir. Bu iki şartın yerine getirilmesinin yanısıra,

Şekil-11 Önerilen borsa gelişme metodolojisi

tarafların kalite ve benzeri konularda anlaşmazlıklarının da çözüm metodları belli olmalıdır.
Borsa A.Ş. (ticaret borsası olmadığı için 5590 a göre herkesi üye yapmak yerine, belirleyeceği kurallara göre üyelik veren bir kuruluş) forward işlem yapmak isteyenleri, ihtilafları ve oluşan zararları tazmin etmede hızlı hareket edebileceği ve mahkemeler vasıtasıyla sorunların çözümünü minimuma indirecek (tüccar açısından zaman ve nakit çok önemli olduğundan) bir sistem dahilinde üye yapabilirse bu piyasa işleyecektir. Bu sistem, Borsa A.Ş. nin üyelerden işlem miktarının belli bir oranını teminat olarak hesaplarında bulundurmalarını, oluşan ihtilaf ve zararlarda Borsa A.Ş. nin yetkili kurulunun vereceği karar doğrultusunda üye hesaplarından aktarmalarla zararların tazmin edileceğini, bu konuda anlaşmazlıkların devam etmesi halinde mahkemelerde bir tarafın Borsa A.Ş olacağını içerirse çalışacaktır.

9.2. Opsiyon İşlemleri
Opsiyon; Belirli bir kalitede belirli miktar ürünü belirli bir zaman dilimi içinde önceden belirlenen bir fiyattan satma kontratı olup, alıcı, bu yükümlülüğünü ister kullanır isterse belirlenen opsiyon primini satıcıya ödeyerek kontratı ortadan kaldırabilir. Forward işlemlerde tamamen garanti olarak Borsa A.Ş. de tutulan üye hesapları, burada ve bundan sonra gelişen futures (kontrat satışları) işlemlerinde üyelerin birbiri ile muhatap olmadan mali yükmlülüklerinin karşılandığı (bir üyenin hesabından diğer üyeye kazançalar aktarılır) ve üyelerin yaptığı işlemlerle orantılı olarak varlıklarının takip edildiği ve bu takibe göre yükümlülüklerini yerine getiremeyecekleri anda işlemlerinin durdurulmasına karar verildiği bir veri tabanı haline dönüşmektedir.

9.3. Futures İşlemleri
Futures kontratları, her iki tarafı kanunen, belirli bir malı belirli bir fiyattan gelecekte satma veya alma konusunda bağlayan bir sözleşmedir. Genelde, kontrat üzerinde belirlenen zamana ulaşılmadan önce karşılıklı olarak kontrat yükümlülükleri finansal açıdan yerine getirilerek fiziksel teslimat yapılmaz. Futures işlemlerde, kar veya zarar günlük olarak hesaplanarak üye hesaplarında aktarımlar yapılır ve yükümlülükleri doğrultusunda hesaplarında fazlalık oluşanlar karlarını çekebildikleri gibi hesaplarında yükümlülük açısından azalma olanlar istenen seviyeye kadar hesaplarını düzeltmek (ek kaynak koymak) zorundadırlar. Riskin azalıp çoğalmasına göre eldeki kontrat satılabiliyor. Ticaret borsası takas evi olarak takas (clearing) işlemi yapıyor. Bu işlemde risk başkalarına devrediliyor. Futures da oluşacak fiyatlara göre spot piyasada oluşacak fiyatlarda değişecektir.
Yukarıda belirtilen işlemlerin yapılabilmesi için ticaret borsası tarafından güvenli bir sistemin oluşturulması gerekmektedir.

10. Sonuç
İzmir Ticaret Borsası'nın son dönemde yaşadığı tecrübeler de göz önünde bulundurulursa, ülkemizde ürün borsasına olan ihtiyacın mevcut ticaret borsaları ile giderilemeyeceği gibi bu şekilde örgütlenmiş olan ticaret borsalarının bu gelişmeyi sağlayamayacağı da aşikardır.
Ticaret borsalarının, tescil görevlerini ve bulundukları bölgede sosyo-ekonomik bir sivil toplum örgütü olarak fonksiyonlarını sürdürmelerine kimsenin itirazı yoktur.
Ancak, ülkemizde yeniden yapılanma ve bu doğrultuda devletin piyasalardaki varlığı ve müdahale ihtiyaçları yeniden düzenlenecek ve işleyen bir piyasa ekonomisi gerçekleştirilecek ise ülkemizde ürün borsasının tüm fonksiyonları ile faaliyette bulunması gereklidir. Böyle bir borsanın bulunmayışı, borsa tarafından üretilecek tüm bilgilerin (rekolte, fiyat tahminleri, tüketim eğilimi, stokların seviyesi, stokların ve beklene ürünün kalitesi vb.) devlet tarafından üretilmesini zorlamakta, devletin piyasalardan çekilmesini engellemektedir.
Mevcut ticaret borsalarından gelişmeye açık olanların, bu gelişmelerini sağlayabilmeleri için ihtiyaçları olan mevzuat en kısa zamanda yürürlüğe konulmalı, salon satışı yapılan borsalarda zirai stopaj sıfırlanmalı, bu borsalarda tescil gelirlerinin ticaret borsasında kaldığı fakat ticari işlemlerden elde edilen gelirlerin Borsa A.Ş. nin geliri olarak düzenlendiği, aynı çatı altında biri dernek şeklinde fonksiyonlarını sürdüren Ticaret Borsası ve ikincisi, hem yönetim sürekliliği olan hem de sermaye yükümlülüğü ortaya koyabilen, hisseleri hem ticaret borsasına hem de üyelerine ait olan BORSA A.Ş. oluşturulmalıdır.
Bu oluşum için gerekli tecrübelerin kazanılması ise işleyen bir depo sisteminin kurulması ile sağlanacaktır. Oyuncular, öncelikle fiziksel ürün varlığı üzerinden işlemlerin mekanizmasını anlayacaklar ve kontrat üzerinde düşünme alışkanlığını elde edeceklerdir. Bu aynı zamanda sermaye yükümlülüğü ve yönetim sürekliliğinin faydasını da ortaya koyacaktır.
Bu gelişmelere paralel olarak, maliye ile gerekli iletişim kurulmalı ve borsalar aracılığı ile gerçekleştirilen amaçların mali politikalar ile gerçekleştirilmesi ve borsaların sadece borsa faaliyetleri ile uğraşmaları sağlanmalıdır.
Borsa A.Ş. nin hissedarları (aynı zamanda üyeleri) hem sanayiciler hem de tüccarlar olabileceği, Borsa A.Ş. değişik noktalarda oluşturacağı depo ve laboratuarları ile işlemleri daha güvenli yürütebileceği için ülke genelinde Pazar derinliği oluşacak, ihtiyaçların karşılanmasında uygun kalitede ürünün bulunması, fiyat dalgalanmalarına karşı emniyetli bir ortamın oluşması yanısıra nakliye masrafları, gereksiz stoklama ve araştırma giderleri, asılsız manipülasyon zararları elimine edilecektir. Ticaret borsaları bulundukları bölgede; Borsa A.Ş. nin alt erişim noktaları olabilecekleri gibi tescil gelirlerini elde etmeye devam edeceklerdir.

Kaynaklar
1- 5590 sayılı "Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi, Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanunu", 15.03 19050 tarih ve 7457 sayılı Resmi Gazete
2- Prof. Dr. K. Kaptangil "Karadeniz Bölgesinde Tarım Sektörünün Sorunları ve Politikalar" İzzet Baysal Üniversitesi.
3- Hazine Müsteşarlığı, Tarım Reformu Dökümanı, www.hazine.gov.tr
4- DPT, 8. Beş yıllık Kalkınma Planı, www.dpt.gov.tr
5- Maliye Bakanlığı, Gelir Vergisi Genel Tebliğleri, No. 164, 175, 185.
6- Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Ürün Borsaları Geliştirme Projesi, Hukuki Rapor, Mart 1999.
7- Sanayi ve Ticaret bakanlığı, "Tarım ürünleri Umumi Mağazaları Kanunu, Tüzüğü ve Yönetmeliği Taslakları", İç Ticaret Genel Müdürlüğü.