Elektronik Ticaret
Teknik Çalışma Grubu
1.Değerlendirme
Raporu
1. Giriş
1.1. Grubun Amacı
Teknik Çalışma Grubu’nun
amacı, elektronik ticaretin Türkiye’de gelişip yaygınlaştırılması sürecindeki
teknik problemlerin çözümünde yol gösterme ve danışmanlık yapmak için
gereken teknik bilgi donanımını edinmektir. Bu noktadan hareketle; grup,
sayısal imza, şifreleme, elektronik veri değişimi gibi elektronik ticaretin
teknik bileşkeleri konusunda dünyada gelinen aşamayı saptamayı ve Türkiye
koşullarına uygun teknik yapılanma konusunda gerekli standartları belirlemeyi
hedeflemektedir.
1.2. Katılımcı Kuruluşlar
Teknik Çalışma Grubu’nda
yer alan kuruluş ve firmalar şunlardır: TÜBİTAK-BİLTEN (başkan), T.C.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, T.C. Ulaştırma Bakanlığı, T.C Sağlık Bakanlığı,
Devlet Planlama Teşkilatı, Hazine Müsteşarlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı,
Gümrük Müsteşarlığı, Devlet İstatistik Enstitüsü, Merkez Bankası, Ziraat
Bankası, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği , KOSGEB ( Küçük ve Orta
Ölçekli Sanayiileri Geliştirme Birliği),İGEME (İhraacaatı Geliştirme
Merkezi),Orta Anadolu İhracaatçıları Birliği, TTGV ( Türk Teknoloji
Geliştirme Vakfı), MPM ( Milli Prodüktivite Merkezi), Türk Patent Enstitüsü,
İş Bankası, Emlak Bankası, Demirbank, Rekabet Kurumu, Türk Telekom A.Ş,
Türk Eximbank.
1.3. Çalışma Yöntemi
Grup 26.2.1998 tarihinde
yapılan ilk toplantısında üç aylık dönemler için çalışma planları yapmaya
karar vermiş ve çalışmalarını yeterli ayrıntı düzeyinde sürdürebilmek
için belli konularda uzmanlaşmaya yönelik alt çalışma grupları belirlemiştir
(Bkz. Tablo 1). Aynı toplantıda alt grupların yapacağı çalışmaların
raporlarının ve toplanan dokümanların ortak kullanıma açık bir ortamda
saklanmasına, katılınan ve katılınacak olan uluslararası toplantılar
hakkında grup içi bilgi iletişiminin sağlanmasına, uzmanlaşmış kuruluşların
teknik konularda grubu bilgilendirmesine karar verilmiştir. Şu ana kadar
yapılan toplantılarda, çeşitli kuruluşlar sunuşlar yapmıştır. Bu sunuşların
özetleri Ek-1’de verilmiştir. Yapılan sunuşlarda geçen ve dünya genelinde
incelenen elektronik ticaret ile ilgili metinlerde karşılaşılan elektronik
ticaret terimlerinin Türkçe karşılıklarının belirlenmesi ve standart
hale getirilmesi amacıyla elektronik ticaret ile ilgili bir terimler
ve tanımlar sözlüğü oluşturulmuştur. Bu sözlük Ek-2’de verilmiştir.
Tablo. 1: Teknik
Çalışma Grubu Alt Çalışma Grupları
|
|
İŞ
PAKETİ ADI |
İLGİLİ
KURULUŞLAR |
|
1
|
Elektronik
Ticarette Terimler ve Tanımlar |
BİLTEN,
İGEME, DTM |
|
2
|
Elektronik
Ticaretin Tarafları ve İlişkiler |
San.veTic
Bak, DTM, Gümrük Müst., TOBB, Eximbank, OAİB |
|
3
|
Tarafların
Elektronik Ticaretteki Mevcut Aktivitelerinin Belirlenmesi |
Teknik
Çalışma Grubu (başkan: BİLTEN) |
|
4
|
Elektronik
Ticaretin İhtiyaç Duyduğu Telekomünikasyon Altyapısı |
BİLTEN,
Ulaştırma Bak., Türk Telekom, Ziraat Bank., DPT |
|
5
|
Standartlar
-- Teknik ve Yazılım, Haberleşme Ölçütleri, Kodlama Standartları,
SET, vb |
KOSGEB,
DİE, BİLTEN, TSE, TOBB, Sanayii Bak., Ziraat Bank., İş
Bank. |
|
6
|
EDİ'nin
Tanıtılması ve Kullanıcı Grubu Oluşturulması |
İGEME,
Gümrük Müst., DİE, DTM, BİLTEN |
|
7
|
Bilgi
Güvenliği |
BİLTEN,
İş Bank., İGEME |
|
8
|
Ödeme
Sistemleri Teknolojileri ve İlişkin Teknik Sorunlar |
Merkez
Bankası, Bankalar |
(Not: Koyu renkle yazılmış
kuruluşlar bulundukları alt çalışma grubuna başkanlık etmektedirler.)
2.
Elektronik Ticaret’e Genel Bakış
Bilgisayar ağlarının gündelik
yaşama girmesi, dünyanın çehresini değiştirmekte ve kağıt üzerinde yapılagelmekte
olan hemen hemen herşey için, yepyeni bir ortam sunmaktadır: Elektronik
ortam... İnsanların birbirleriyle yüz yüze konuşarak yaptıkları birçok
iş, yerini bilgisayarların otomatik olarak yapabildikleri bir haberleşme
türüne bırakmaya başlamıştır: ‘Elektronik Veri Değişimi (EVD)’ , ya
da ingilizcede kullanıldığı gibi ‘Electronic Data Interchange (EDI)’.
EVD sayesinde bilgisayarlar, kendilerine belirli bir yazılımla önceden
öğretildiği şekilde ve kullanıcılarının istediği konularda, birbirleriyle
otomatik olarak veri değiş tokuşu yapmakta, otomatik olarak yollanan
ve alıcısına ulaşan verileri yine otomatik olarak değerlendirebilmektedirler.
Böylelikle bilgi, onu kullanacak olanın eline adeta hammaddeden ürüne
dönüşmüş olarak ve gerekli son adıma kadar işlenmiş olarak geçebilmektedir.
Öte yandan, dünyanın apayrı
iki ucundaki birbirini hiç tanımayan iki bilgisayar kullanıcısı, yüzyüze
hiç görüşmeden, sanal bir uzay içinde tanışabilmekte, birbirleriyle
görgü, bilgi veya mal alışverişinde bulunabilmektedirler. Elektronik
ticaret olgusu, işte böyle bir gelişmenin sonucu olarak ortaya çıkmıştır.Elektronik
ticaretin yaygınlaşabilmesinin önündeki en önemli engel, açık iletişim
ağları üzerindeki kullanıcıların birbirlerine kimliklerini kanıtlayabilmeleri
sorunudur. Çözüm olarak önerilen ‘açık anahtar altyapısı (public key
infrastructure)’ , kimlik kanıtlamaya ek olarak, bilgi bütünlüğü ve
gizliliğini de sağlamaya yöneliktir. Açık anahtarlı (veya çift anahtarlı)
şifreleme ve sayısal imzalama yöntemlerini kullanan her kişinin, gizli
ve açık anahtar adları verilen ve birbirleriyle özel bir ilişkisi olan
iki anahtarı (sayı dizisi) vardır.
Kişi, gizli anahtarını yalnız kendisi bilir ve imza atarken, ya da şifreli
mesajlarını çözerken kullanır. Aynı kişinin açık anahtarı ise herkesin
bilgisine ve kullanımına açıktır. Bu açık anahtarı kullananlar, ya anahtar
sahibinin imzasını doğrulamak, ya da yalnızca o açık anahtar sahibinin
çözebileceği şifreli bir mesaj hazırlamak amacını güderler. Hangi açık
anahtarın hangi kişiye ait olduğunu belgelemek için onay kurumları –
OK (certification authority – CA) tarafından hazırlanan ve sayısal olarak
imzalanan elektronik kimlik belgeleri (digital certificate) gereklidir.
2.1 Dünyadaki Durum
Bilgisayar kullanıcılarını
birbirine bağlayan açık bir bilgisayar ağı olan Internet’e dünyanın
pek çok ülkesinden ulaşılabilmektedir. Diğer bir deyişle, Internet üzerinden
bir ‘dünya tülü’ ya da ingilizce sözcüklerle ‘world wide web – www’
oluşturulmuştur. Bu tülde bir tanıtım sayfası, yani ‘web sitesi’ hazırlayan
herhangi bir firma, ürünlerini yaygın bir alıcı kitlesinin incelemesine
sunmuş olmaktadır. 1993 yılında yalnızca 30 tane dünya tülü sunucusu
(web server) varken, bugün aynı sayı 500 bini aşmıştır. Herkesin erişimine
açık tül sayfası sayısı ise 7 milyon civarındadır ve 2000 yılına kadar
bu sayının 1.1 milyara ulaşacağı öngörülmektedir. Internet üzerinde
bugün 35-40 milyon olduğu sanılan kullanıcı sayısı, pek çok ülkede hızla
artmaktadır. Internet trafiğinin yaklaşık olarak yarısı tül sayfalarından
geçmektedir, bunun da yüzde 35’inin ticari amaçlı olduğu tahmin edilmektedir.
Dünya tülüne dayalı müşteri/firma arası elektronik ticaret (E-ticaret)
toplam değeri için ise, 1996 yılında 500 milyon dolar, 2000 yılında
6.6 milyar dolar gibi tahminler verilmektedir.
Firma/firma arasındaki
E-ticaret toplam değerlerinin bu sayılardan çok daha fazla olacağı ve
müşteri/firma arasındakilerin 100 katına ulaşabileceği düşünülmektedir.
Firmaların kendi aralarındaki ticari işlemlerde, otomasyon ve elektronik
veri değişimi (EVD) uygulamalarının daha anlamlı olacağı, zamandan,
iş gücünden ve kağıt kullanımından yapılan tasarrufların, fiyatları
önemli ölçüde düşüreceği savunulmaktadır. EVD, yaklaşık 25 yıldır gündemde
olmakla birlikte, kullanımı hep büyük firmalarla sınırlı kalmıştır.
Internet’e dayalı EVD, kapalı özel ağların desteklediği EVD’ye oranla
daha ucuz bir seçenek sunduğu için son yıllarda daha çok tercih edilmeye
başlanmıştır. Özel ağlar yerine Internet kullanımından doğabilecek aksaklıklar
da yazılımla giderilmektedir. Öte yandan, E-ticaretin yaygın kullanımında
elektronik veri değişimi (EVD) uygulamalarının yalnızca bir altküme
oluşturacağı ve genel E-ticaret kavramının, EVD içermeyen uygulamaları
da kapsayacak esneklikte olacağı öngörülmektedir.
Elektronik ticaret, elektronik
araçlarla yapılan ticari işlemlere yönelik tüm çalışmaları içerdiği
için E-ticareti sadece ‘Internet’ kapsamında görmemek gerekir. Bu bakımdan
sanal ortamlarda verilecek iş emirlerini iki ayrı kategoride değerlendirmek
gerekmektedir; bunlardan bazıları açık ( dünya tülü-www tabanlı), bazıları
da kapalı sistemlerle mümkün olan işlemlerdir.
2.1.1. Dünyada Elektronik
Ticaret Uygulama ve Çalışmaları
Dünyada elektronik ticaret
konusundaki çalışmalarda gelişmiş ülkeler başı çekmektedirler. Çeşitli
ülkelerin E-ticaret konusundaki çalışmaları incelenerek, G7 ülkeleri,
Japonya, Avrupa Birliği, Avustralya gibi bazı ülkeler için aşağıda ana
hatlarıyla özetlenmiştir.
G7 Ülkelerinde Elektronik
Ticaret Konusunda Yapılan Çalışmalar
G7 ülkelerinde Elektronik
Ticaret ile ilgili çalışmalara Amerika Birleşik Devletleri’nin öncülük
yaptığı gözlenmektedir. ABD hükümeti, elektronik ticaretteki gelişmeleri
yakından takip etmekte, bu konuda özel sektörün çalışmalarını desteklemekte
ve hiçbir şekilde bir kısıtlama getirmemeye çalışmaktadır. Önümüzdeki
birkaç yıl içinde bilgisayar ağları üzerinden yapılan ticaretin 10 milyar
doları aşmasının beklenmesi, konunun ciddiyetini arttırmaktadır. Son
olarak Başkan Clinton’ın isteği üzerine Beyaz Saray tarafından küresel
elektronik ticaret kurallarının incelendiği bir rapor hazırlanmış ve
‘Elektronik Ticaret için bir Çerçeve’ (A Framework for Global Electronic
Commerce) adıyla yayınlanmıştır.
G7 Pilot Projesi olarak
sürmekte olan “Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler için Küresel Pazar”
(Global Marketplace for SME’s) kapsamında, elektronik ticaretin küçük
ve orta boy işletmeler (KOBİ’ler) için yararları ve yapılması gereken
düzenlemeler, çalışma grupları oluşturarak ele alınmıştır. Bu çalışma
grupları:
|
-
|
enformasyon
ağları (information networks), |
|
-
|
küreselleşme
ve getirdikleri (globalization), |
|
-
|
uygulama
boyutu (deployment), |
|
-
|
yasal
düzenlemeler ve güvenlik (legal, regulatory, security), |
|
-
|
uyum
(interoperability), |
|
-
|
finansman
(financial issues), |
|
-
|
pilot
uygulamalar (testbeds and pilots) konuları etrafında oluşmuş,
bu konularda çerçeveler çizilmiş, hedefler belirtilmiş, ve hedeflere
uygun örgütlenmeler yapılmıştır. |
G7 ülkeleri genel olarak kendi
altyapılarında sürmekte olan elektronik ticareti yaygınlaştırmayı, vergi
kayıplarını engellemek için kontrol mekanizmaları oluşturmayı, gereken
güvenlik altyapısını, yasal düzenlemeleri ve yerel uygulamaları geliştirmeyi
öngörmektedirler. Bu alanda yapılacak çalışmalarla KOBİ’lerini uluslararası
ticarete açmayı ve ticari işlemlerin bilgisayar ağları üzerinden yürütülmesini
hedef seçmiş bulunmaktadırlar. Üzerinde çalıştıkları sistemler ile gümrük
işlemleri de dahil olmak üzere ticari işlemlerin güvenli ve hızlı bir
şekilde bilgisayar ağları üzerinden yapılmasını sağlayacaklardır.
G7 organizasyonu, elektronik
ticaretin Internet üzerinden yapılacağı konusunu reddetmekte fakat ağyapıları
ve iletişim konusundaki gelişmelerden de konuyu soyutlamamaktadır. Bu
gelişmelerden X.25, X.400, B-ISDN ve ATM ağyapıları önemli görülmektedir.
ATM yapıları ile daha hızlı iletişimin mümkün olması, çokluortam bilgilerinin
Internet yoluyla yayınlanmasını, dolayısıyla coğrafi olarak uzak yerler
arasında Internet üzerinden telekonferans ve görüntü transferini mümkün
kılmaktadır. Böylece etkin ve yaygın ürün tanıtımları ile sunumlar Internet
üzerinden yapılabilecektir.
G7 organizasyonu güvenlik
ve yasal düzenlemeler konusunda, hem bilgilerin, hem de ticari işlemlerin
güven altına alınması gerektiğini belirtmiş; ayrıca bu konudaki yerel
ve uluslararası yasal düzenlemeler için bir model önermiştir. Güvenlik
konusuna ek olarak, ticari ilişkide bulunacak tarafların güvenilirliklerinin
tarafsız kuruluşlar tarafından onaylanmasının gerekliliği de belirtilmiştir.
Japonya’da Elektronik
Ticaret Konusunda Yapılan Çalışmalar
Japonya’da sistematik
elektronik ticaret çalışmaları 1996 yılının başında “Electronic Commerce
Promotion Council of Japan (ECom)” adında bir kurumun oluşturulmasıyla
başlamıştır. Bu kurum bünyesinde elektronik ticareti farklı yönlerden
inceleyen ondört çalışma grubu kurulmuştur. Hali hazırda ondokuz test
projesi yürütülmekte ve bu projelere Japonya’nın önde gelen şirket ve
kuruluşları da dahil edilerek (350 şirket ve 7 kuruluş), ülke çapında
bilgi ve tecrübe paylaşımı amaçlanmakta, elektronik ticaretin standartları
belirlenmeye çalışılmaktadır.
Japonya, elektronik ticarete
oldukça temelden ve uzun vadeli yaklaşmaktadır. Japonya’da geliştirilmeye
çalışılan yöntem, politika ve teknolojilerin tümü, yakın bir gelecekte
kağıt para yerine elektronik paranın geçmesini hedeflemektedir. Bu yüzden
de Japonya için elektronik ticarette güvenliğin geliştirilmesi, bunun
teknolojik ve yasal yönlerinin araştırılması en çok üzerinde durulan
konuların başında gelmektedir. Bu ideale ulaşabilmek için gerekli yasal
düzenlemelerin hazırlıkları da yine ECom bünyesindeki çalışma gruplarından
“Onay Kurumları Çalışma Grubu” (“Certification Authority Working Group”)
tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu grup, ECom’a üye kurum ve kuruluşlara
dağıtılmak üzere, elektronik ticarette yer alacak kurum ve kişilerin
yetki ve sorumluluklarını ve birbirleriyle ilişkilerini belirleyen,
güvenli elektronik ticaret için bir ön yönetmeliği de içinde barındıran
bir rehber yayınlamıştır. Teknolojik olarak güvenli elektronik ticareti
sağlamak için ise, IKP (Information security protocols) adı altında,
daha güvenli iletişimi sağlayacak protokollerin geliştirilmesi için
çalışmalar yapılmaktadır.
Avrupa Birliği’nde
Elektronik Ticaret Konusunda Yapılan Çalışmalar
1980’lerin başından bu
yana Avrupa Birliği, Avrupa - Ağı kapasitesini geliştirmek amacıyla
AR-GE ağırlıklı programlar düzenlemekte (ESPRIT, RACE, ACTS, vb.); bu
kapsamda EVD – Elektronik Veri Değişimi (EDI - Electronic Data Interchange)
sistemlerine ve belirgin olarak da TEDIS(Trade EDI System) girişimine
destek vermektedir. 1994’de Avrupa Komisyonu’nun isteği ve bilişim teknolojileri
sektöründen önemli şirketlerin desteği ile Avrupa Bilişim altyapısını
geliştirmek üzere 10 konuda hedef uygulama çalışmaları başlatılmıştır.
Bu çalışmalardan dördü (KOBİ’ler için Telematik Servisleri, Elektronik
Sunum, Avrupa Kamu Yönetimi Ağı ve Şehir Bilgi Ağı) elektronik ticaretle
doğrudan ilişkilidir.
ESPRIT programı altında
1996’da sunulan AR-GE proje önerileri; yazılım, çoklu ortamlar, yüksek
performanslı iletişim ağları, entegre üretim ve iş süreci (business
process) teknolojilerini içerecek şekilde elektronik ticareti desteklemektedir.
Avrupa komisyonu, elektronik
ticaret konusundaki çalışmaları örgütlemek amacıyla kendi altında açtığı
birimler arasında bir görev dağılımı yapmıştır. Elektronik ticarete
yönelik AR-GE programlarının büyük bir bölümü DGXIII’e kayıtlıdır. Bu
programlar, “Avrupa için Güvenli Elektronik Pazar” oluşturulmasına ve
bütün elektronik ticaret çevrimini kapsayan güvenlikli genel modellemeye
(secure generic modelling) yöneliktir.
Güvenli, kağıtsız ticaret
üzerine BOLERO projesi: sağlık, sosyal güvenlik, gümrük konularında
ulusal ve AB aracı kuruluşları arasında idari doküman akışını sağlamaya
yönelik IDA (Interchange of Data between Administration) programı DGIII
tarafından pilot aşamada mali destek almaktadır. Diğer önemli girişimlerden
DGXV tarafından idare edilen SIMAP, pan-Avrupa elektronik tedarik programı
ve DGXXIII’e bağlı Commerce 2000 programı KOBİ’lerin elektronik ticarete
yönelmesini teşvik etmektedir.
Avustralya’da Elektronik
Ticaret Konusunda Yapılan Çalışmalar
Dünyada bilgisayar dağılımında
ikinci, kurulu bilgisayar gücü olarak sekizinci sırada yer alan Avustralya’da
elektronik ticaretin gelişmesi hiçbir şekilde alışverişlerin parasal
boyutlarıyla kısıtlanmamaktadır. Elektronik ticaret düzenlemeleri, sekiz
kamu kuruluşu arasında dağıtılmıştır. Şu anda yürütülmekte olan ve “Yönetimsel
Hizmetler Birimi” tarafından eşgüdümü sağlanan en önemli proje, bütün
kamu tedarik hizmetlerinin elektronik ticaret ortamına geçirilişidir.
Bu geçiş, Başsavcılık, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yürütülen
politik ve yasal yapıların geliştirilmesi çalışmalarıyla desteklenmektedir.
Avustralya hükümeti, endüstri ile işbirliği halinde ticaret ve taşıma
zincirinde elektronik raporlama süreçlerinden sorumlu Tradegate kuruluşunun
finansmanını sağlamaktadır. Bu kuruluş, sözleşmeli olarak ihracatçı
ve ithalatçı şirketler ve Avustralya gümrüğü arasında elektronik bağlantıları
kurmaktadır.
2.1.2. Internet Üzerinde
Bulunan Güncel Elektronik Ticaret Uygulamaları
Internet üzerinde elektronik
ticaret tam anlamıyla uygulamaya konulamamıştır. Bu konuda en büyük
engel son kullanıcıların güvenlik konusunda duydukları kaygılardır.
Internet üzerinden yürütülen ticaretin çok önemli bir kısmı ürün tanıtımı
ve kullanıcı onayını takiben kredi kartı numaraları üzerinden faturalandırma
esasıyla işlemektedir. İşletmeler arası ticarette ise, şifrelenmiş elektronik
posta kullanarak yapılan yazışmalar gittikçe yaygınlaşmaktadır.
Güvenlik ve şifreleme
konusunda yurtdışında bulunan özel kuruluşların verdiği hizmetlerden
yararlanılmaktadır. Bu hizmetler arasında kredi kartının geçerliliğinin
onaylanması ve siparişe bağlı veri ambarı uygulamaları önemli yer tutmaktadır.
Varolan hizmetlere ek olarak güvenlik ve şifreleme konularında özel
şirketler çalışmalarını sürdürmekte, kredi kartı işlemlerinin yerini
elektronik para ile yapılan alışverişlerin alması yönünde uygulamalar
geliştirmektedirler. İşlemlerin güvenliğine paralel olarak, ağ güvenliği
pazarı da aynı hızda genişlemektedir.
2.1.3. Elektronik Ticaretin
Güvenliği
Kullanıcıların E-ticarete
güven duyabilmesinin önündeki en önemli teknik sorun, Internet üzerindeki
bilgi güvenliğinin sağlanması ve güvenli ödeme yapılabilmesidir. Bilgi
güvenliğinden amaçlananlar: i) kimlik kanıtlanması, ii) bilginin bütünlüğü,
bozulmamışlığı, iii) bilginin gizliliğidir. Bilgi güvenliğinin sağlanabilmesi
için, her kullanıcıya biri gizli diğeri açık iki anahtar (sayı dizisi)
veren açık anahtarlı kriptografi tekniklerinin kullanılması ve dünya
üzerine yayılmış bir açık anahtar altyapısı (public key infrastructure)
kurulması gereklidir (Bkz.Ek.1, 1.Sunuş)..
Açık anahtarlı kriptografide
kimlik kanıtlanması ve bilgi bütünlüğü, ‘sayısal imza (digital signature)’
ile sağlanır. Sayısal imza, yollanan mesajın özetinin, imzalayanın gizli
anahtarıyla şifrelenmesiyle oluşur. İmzayı doğrulamak için, imzalayanın
açık anahtarı kullanılır. Bu nedenle, açık anahtarlar herkesin kullanımına
açık bir veri tabanında tutulmalı ve sürekli olarak güncellenmelidir.
Bu veri tabanlarını güncelleyen, anahtar üretimi, dağıtımı ve yönetimini
sağlayan, kişilerin açık anahtarları ve kimlik bilgilerini içeren elektronik
kimlik belgelerini (EKB) hazırlayan onay kurumları (OK) veya güvenilir
üçüncü kuruluşlar (GÜK), birbirleriyle eşgüdüm içinde çalışmalı, ulusal
ve uluslarası düzeylerde, kendilerine benzer kuruluşlarla karşılıklı
olarak birbirlerini tanımalıdırlar.
Dünya pazarındaki en tanınmış
onay kurumu olan VeriSign, RSA Bilgi Güvenliği, Ameritech ve Visa şirketlerinin
ortaklığıyla kurulmuştur. Açık ağlar üzerinden birbirine ulaşmak isteyen
iki kullanıcı, örneğin Çin’de, ABD’de veya Avustralya’da olabileceği
için, kimliklerini karşılıklı olarak hızlıca kanıtlayabilmeleri, bütün
onay kurumlarının uyum içinde çalışıyor olmasına bağlıdır. Açık anahtar
altyapısından amaçlanan da, eşgüdüm ve etkileşim içinde çalışması gereken
onay kurumları/güvenilir üçüncü kuruluşlar/sayısal noterler/zaman damgası
vurma veya anahtar bulma kurumları gibi kuruluşların sağladığı ulusal
ve küresel hizmetler bütünüdür.
ABD’de açık anahtar altyapısı
kurma sorumluluğunu üstlenen Ulusal Standartlar ve Teknoloji Geliştirme
Enstitüsü, NIST, elektronik kimlik belgesi hazırlayan, içinde AT&T,
Motorola, VeriSign gibi kuruluşların da bulunduğu 10 onay kurumunun
yazılımlarını inceleyerek, bütün bu yazılımların uyum içinde çalışması
için gerekli ölçütleri belirlemektedir.
Kanada’da ise Ottawa Northern
Telekomünikasyon şirketi, 1998 yılında 15 milyon kullanıcıya destek
verebilecek bir açık anahtar altyapısı kurmakta ve bu yapı içinde öncelikle,
halkın kendisiyle ilgili devlet bilgilerine kolayca ulaşımını, devlet
dairelerinin gerekli bilgileri paylaşmasını sağlamayı amaçlamaktadır.
Onay kurumlarının önemli
bir bölümünü de banka ve benzeri kuruluşların oluşturması çok doğaldır.
Örneğin, SET(Secure Electronic Transactions) standardını geliştiren
MasterCard ve Visa, bu standardın gerektirdiği onay kurumu/ sertifika
otoritesi hizmetlerini de veren kuruluşlar olacaklardır.
2.1.4. Ülkelerin Kriptografi
Politikalarındaki Farklılıklar
Dünya üzerindeki değişik
ülkelerin kriptografi politikaları oldukça önemli farklılıklar göstermektedir.
ABD, kriptografik ürünlerin dış satımına kısıtlamalar koymakta, örneğin
çok yaygın olarak kullanılan bir açık(çift) anahtarlı şifreleme yöntemi
olan RSA algoritmasının anahtarı olan n sayısının 512 ikili’yi aşmasına
izin vermemektedir. Ülke içinde 1024 ikili uygulamaları yasaklamadığı
halde, bu durumdan endişe duymakta ve sade vatandaşla birlikte, yasadışı
örgütlerin de çok önemli bir gizli iletişim gücü ele geçirmesini sakıncalı
bulmaktadır. ABD’nin bu soruna bulduğu çözüm, güvenilir üçüncü kuruluşlar,
yani GÜK’ler yardımıyla, herkesin gizli (özel) anahtarına, yasalar gerektirdiği
zaman ulaşılmasını sağlayacak yöntemler geliştirilmesidir. Fransa, İsrail,
Belçika, Çin gibi ülkeler de, kriptografik ürünlerin dışalımını kısıtlamış,
ve gizli anahtarların GÜK’ler tarafından saklanmasını zorlayıcı önlemler
almışlardır. İngiltere’deki kriptografi politikaları da benzer endişelerle
planlanmaktadır. En uç önlem ise bir Güneydoğu Asya ülkesinden gelmiş
ve Birmanya, 1996’nın Eylül ayında Internet bağlantılarını yasaklamıştır.
Öte yandan birçok Avrupa
ülkesi ve Avustralya, Japonya gibi ülkeler, kısıtlamalar ve yasaklamalardan
yana değildirler. Özellikle Avrupa Birliği ülkeleri, ikili gizliliği
tehdit eden her türlü önlemin, insan haklarına aykırı olduğunu ve elektronik
ticaretin serbest gelişimini engelleyeceğini ileri sürmektedirler. Japonya,
kriptografiye öncelikle ekonomiyi canlandırması açısından bakmakta,
ulusal güvenlik yönünden kriptografiyi bir tehdit olarak algılamamaktadır.
Bu ülkelerden, GÜK’ler konusundaki politikası belli olmayan Japonya
dışındakiler, GÜK’lerin gerekliliğine inanmamakta, üçüncü kuruluşlara
güvenilmesi gereksinimi yaratan bir toplumsal düzenlemenin, sonunda
GÜK’lerin güvenilirliğini zorlayacak, sarsacak yöntemler gelişmesine
yol açabileceğini düşünmektedirler. Bu durum ise yasalara uyan vatandaşların
haklarını zedeleyecek, sayısal imzaların taklit edilebilmesine, gizli
mesajların istenmeyen kişiler tarafından okunmasına, ekonominin zarar
görmesine yol açabilecek ve E-ticaretin gelişmesini engelleyebilecektir.
GÜK’leri gerekli veya
gereksiz bulan iki ayrı görüş, onay kurumlarının (OK) gerekliliği konusunda
ise birleşmektedir. Onay kurumlarını GÜK’lerden ayıran en önemli özellik,
gizli anahtarları saklamaması ve anahtar çiftini üretip kullanıcıya
verse bile kendisindeki gizli anantar kopyasını imha etmesidir.
2.2 Türkiye’deki Durum
Yurdumuzda bilgisayar
ağları altyapısının geliştirilmesi yönünde önemli çabalar vardır. Türk
Telekom A.Ş.’nin Internet’in sağlıklı gelişimi ve Türkiye’de Internet
gereklerinin saptanması için yürütmekte olduğu çalışmalar hızla devam
etmektedir (Bkz.Ek.1, 5.Sunuş). Türk Telekom’un Internet stratejisi
oluşturulurken, diğer ülkelerdeki telekomünikasyon operatörlerinin bu
alandaki rolleri incelenmiş ve bu deneyimlerin sonuçları Türkiye uygulamasına
aktarılmaya çalışılmıştır. Son yıllarda gerek Internet dünyasında, gerek
Türkiye Internet şebekesinde önemli değişiklikler yaşanmıştır. Bu bağlamda,
Türkiye’yi içine alan yeni teknoloji temelli ve en son uygulamalara
açık bir Internet altyapı ağının kurulmasının gerekliliği konusunda
görüş birliğine varılmıştır. 1995 yılı sonunda hızlı Internet hizmetleri
için TURNET ihalesine çıkılmış ve 1996’da TURNET şebekesi kurulmuştur.
Ancak, telefon konuşmaları için ortalama bağlantı süresi 1-2 dakika
olarak düşünülen telefon şebekesi üzerinden yapılan veri bağlantıları,
ortalama 15-20 dakikaya kadar çıktığı için, Internet trafiğini kaldıramayan
şebekede teknik sorunlar çıkmıştır. Yurtdışı çıkış kapasitesi de oldukça
yetersiz kalan TURNET ağı yerine 1998 yılı sonuna kadar, 3 x 34 megabit/saniyelik
yurtdışı çıkışlı TTNET ağının kurulması planlanmaktadır. Üç metropolitanı
( Ankara, İstanbul, İzmir ) saniyede 155 megabit hızla birbirine bağlayacak
olan bu ağ, 20 büyük ilde 34, geri kalan illerde de 2’şer megabit/saniyelik
bağlantılar sağlayacaktır. Şu sırada Internet’e bağlı olan üniversiteler
ve kamu kuruluşları dışında kalan kamu kuruluşlarının da, TTNET’in kurulmasından
sonra, 1999 yılı içinde Internet’e bağlanması beklenmelidir.
Türkiye’de birçok kamu
kuruluşu, bilgisayar donanım ve yazılım altyapısını geliştirerek, yapmakla
yükümlü olduğu işlerin otomasyonu, böylelikle insani hatalardan arındırılması,
veri bankalarında toplanan bilgilerin erişim kolaylığı ve çabukluğundan
yararlanılması gibi amaçlarla projeler yürütmektedir. İçişleri Bakanlığı
Merkezi Nüfus İşleri Sistemi (MERNİS), Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık
İstatistikleri Bilgi Sistemi, Gümrük Bakanlığı Gümrük Sistemleri Otomasyonu
(Bkz.Ek.1, 3.Sunuş) gibi projeler bunların başlıcalarıdır.
Türk bankacılık sektörünün
de oldukça gelişmiş bir bilgisayar altyapısı vardır. Birçok büyük banka,
merkez ve şubeleri arasında gerçek zamanda bilgisayar iletişimini sağlamıştır
(Bkz.Ek.1, 2.Sunuş). Merkez bankası ve diğer bankalar arasındaki elektronik
fon transferleri (EFT) yine gerçek zamanda ve ‘RTGS-Real Time Gross
Settlement’ sistemi kullanılarak yapılmaktadır, ve Türk bankalarının
yüzde 99’u bu sisteme bağlıdır (Bkz.Ek.1, 4.Sunuş). RTGS kullanımında
Türkiye, dünyadaki öncü 5-6 ülke içerisindedir. 1992 yılından beri çalışmakta
olan EFT-1 projesinden sonra, çok daha kapsamlı ve yetenekleri arttırılmış
olan EFT-2 ve EMKT (Elektronik Menkul Kıymet Transferi) projeleri kapsamında
çalışmalara devam edilmektedir.
Internet üzerinden bankacılık
hizmetlerine iki büyük banka başlamış, diğer ikisi de yakın bir gelecekte
başlamayı planlamaktadır. Müşteriyle banka arasındaki iletişimde bilgi
güvenliğinin sağlanması, bankalardan birincisinde tümüyle ulusal olarak
geliştirilen bir yazılımla yapılırken, diğer banka yurtdışından satın
aldığı standart bir yazılımı kullanmaktadır. İki bankanın tek anahtarlı
simetrik şifre algoritması da 128 ikillik anahtarlarla çalıştırılmaktadır.
Elektronik ticarete başlangıç
olarak düşünülebilecek bazı girişimler de vardır. Bilgisayar ürünleri
ve kitap satan birkaç firma, ve büyük bir süpermarket, Internet üzerinde
hazırladıkları ‘web siteleri’ yani tül sayfaları ile kullanıcıya ulaşmakta,
zengin ürün çeşitleri sergileyebilmektedirler. Fakat bu uygulamaların
hiçbirinde açık anahtarlı kriptografi kullanılmadığı için, firmaları
kötü niyetli kullanıcıların aldatmasına karşı koruyabilecek bir önlem
de yoktur. Diğer bir deyişle, kullanıcının iddia ettiği kimliğin kanıtlanması,
kredi kartı numarasının kendisine ait olduğunun belirlenmesi ve mesajın
yolda bozulmadığının gösterilmesine yarayacak sayısal imzanın olmaması,
firmayı E-ticaret uygulamasında bir risk altına sokmaktadır.
Benzer eksiklikler kamu
kuruluşlarının EDI projelerinde de sorun yaratmakta, sayısal imza için
gereken teknik ve hukuksal altyapının Türkiye’de hazır olmaması, sistemi
kullanmak için başvuran yurttaşların ‘ıslak imzalarının’ bulunduğu belgelerinin,
görevliler tarafından, bilgisayar ekranındaki belgeyle karşılaştırılarak
kontrolü insani hataları gündeme getirebilecektir.
2.3. Bir Elektronik
Ticaret Uygulama Örneği
Bu bölümde, dünyadaki
bilgi güvenliği uygulamalarında çok sık karşılaşılan elektronik bankacılık
ve elektronik ticaretten, bir uygulama örneği olarak sözedilecektir
. Bankaların elektronik ticaret uygulamalarında, bilgi güvenliği konusu
ön planda gelmektedir. Banka ile müşteri arasında güvenilir bir elektronik
hesap açılabilmesi için şöyle bir yöntem düşünülebilir:
-
İlk
adım olarak, müşteri bir başvuru formu doldurur ve şifrelenmiş olarak
elektronik ortamda bankaya yollar.
2. Banka başvurunun ciddiyetinden
emin olabilmek için, formdaki bilgilerin tutarlı olup olmadığını, bazı
devlet kuruluşlarıyla işbirliği yaparak denetleyebilir. Aynı nedenle
banka, elektronik başvuruya ek olarak, müşterinin elle doldurup imzaladığı
ve postayla yolladığı ikinci bir başvuru belgesi isteyebilir.
3. Banka, müşterinin verdiği
posta adresinin güvenilirliğinden emin olduktan sonra, bu adrese müşterinin
gizli anahtarını ve açık anahtarıyla kullanıcı adının eşlendiği elektronik
kimlik belgesini (EKB) içeren bir disket veya akıllı kart yollayabilir.
EKB’yi onaylayan kurum (OK) bankanın bağlı olduğu onay kurumu olabileceği
gibi, OK görevini bankanın üstlenmesi de mümkündür.
4. Kullanıcı, disket veya
akıllı kartını aldıktan sonra bankadaki elektronik hesabı açılmış olacağından,
elektronik olarak yapacağı alışverişler, hesap açmış olduğu bankanın
güvencesi altında olacaktır. Diğer bir deyişle, bu kullanıcının akıllı
kart veya disketini kullanarak attığı sayısal imzası, alışverişteki
muhatabına bankanın güvencesi altında yansıyacaktır.
Müşterilerin bankayla
iletişimi, elektronik ortamda dünya üzerinde yayılmış ve akla gelebilecek
her konudaki bilgiyi isteyenlerin kullanımına sunmak amacıyla hazırlanmış
olan www (world wide web) ağını (ki buna dünya tülü de diyebiliriz)
tarayıcı programlar yoluyla olur. www bilgi sitelerinin ilk oluşturulmaya
başlandığı yıllarda (90 başları) düşünülen bilgi
verme / bilgi sunma amacı,
günümüzde genişletilmiş ve www kullanıcılarının pasif / edilgin konumda
bilgiyi almalarına ek olarak, bazı veri tabanlarına ulaşabilmelerine,
aktif / etkin olarak işlem yapabilmelerine olanak tanınmıştır. Böylece
müşterinin www ağından banka bilgi sitesine girmesi, onun banka veri
tabanına ulaşması için yeterli olacaktır. Kullanıcı, banka hesabından
para çekip istediği yere yatırır, hisse senedi alıp satar, ve yaptığı
bütün işlemleri belgeleyen makbuzları bilgisayar ekranından evindeki
yazıcıya aktarabilir. Elektronik ortamda yaptığı bütün işlemler bankanın
bilgi sitesi içinde otomatik olarak şifrelenecektir. Bu şifreli mesajların
kullandığı açık anahtar bankaya ait olduğu için, banka sunumcusu (server),
bankanın gizli anahtarını kullanarak şifreyi çözecek ve kullanıcının
isteklerini yerine getirecektir.
Banka sunumcusunun kullandığı
işletim sisteminin de güvenilirlik koşullarını sağlaması gereklidir.
(Örneğin, askeri güvenlik koşullarını sağlayan ve ticari kullanım için
uyarlanmış işletim sistemleri piyasada bulunmaktadır.) ABD’de 14 bankanın
katılımıyla 1995 yılında kurulan SFNB (Security First Network Banking)
- güvenli bankacılık ağında, resmi uygulamalar dışındaki ilk güvenilir
işletim sistemi teknolojisi kullanılmıştır. Bu işletim sistemi sayesinde,
hem yapının dış etkilere karşı korunması, hem de sisteme erişimi, belli
bir hiyerarşik otorite zincirine göre düzenleyip bazı erişimlere ayrıcalık
tanınması mümkün olabilmektedir.
Güvenilir bir işletim
sistemi, banka içi uygulamaları banka çevresinden ayıracak bir koruma
duvarı yaratır. Bu koruma duvarı, açık bilgisayar ağından gelen tüm
iletileri bir güvenlik denetiminden geçirdikten sonra banka içine ulaştırır.
Böylece, açık ağdaki trafik, banka içi işlemleri etkileyemez ve bankanın
kullanıcılara açık bilgi sitesine bilerek veya bilinçsizce yapılan herhangi
bir elektronik saldırı, banka veri tabanına zarar veremez.
Güvenilir bir işletim
sisteminin kötü niyetli kullanımlara karşı aldığı bir diğer önlem de,
şüphe uyandırabilecek her işlemin, ayrıcalıkları kullanma denemelerinin,
başarısız ağ bağlantılarının izlenmesi ve bu tür bağlantıların gerekirse
engellenebilmek üzere kaydedilmesidir.
3.
Sonuç
Türkiye’de yaklaşık olarak
evlerin yüzde 6-7’si, iş yerlerinin ise yüzde 11’inde bilgisayar bulunmaktadır.
Bu oran gelişmiş ülkelerdeki oranlardan çok düşüktür; bu nedenle, bilgisayar
ağları üzerinden yapılacak elektronik ticarete Türk halkının yaygın
olarak katılacağı düşünülmemelidir. Öte yandan, az sayıda da olsa bazı
ticari kuruluşlarımızın Internet üzerinde dünya tülü sayfaları hazırlayarak
dünya ile iletişim kurabilmesi ve ürünlerini tanıtıp dünya çapındaki
rekabetle başedebilmesi mümkündür. Fakat dünya tülü üzerindeki satıcı
sayısının bir çığ gibi büyüyeceği varsayılırsa, böyle yaygın bir rekabete
uzun süre dayanılması kolay olmayacaktır. Bu nedenle, elektronik ticaretteki
gelişmelerin uzun vadede küçük ve orta boy işletmelerden çok, büyük
kuruluşlara yarayacağı öngörülebilir. Eğer elektronik ticaret, ABD’li
uzmanların tahmin ettiği ölçüde ve hızda yaygınlaşırsa, ağlar üzerinden
ticaret yapanlardan çok daha önce, bilgisayarları, açık anahtar altyapısının
gerektirdiği donanım ve yazılımları üreten, dünya standartlarının oluşmasında
öncülük eden firmalar oldukça önemli boyutlarda kazanımlar sağlayacaklardır.
Açık ağlarda kimlik kanıtlama
ve bilgi bütünlüğünü koruma sorunlarına çözüm getiren sayısal imza uygulaması,
ağ üzerindeki kullanıcıların birbirlerine güven duymasına yarayacak;
ama beraberinde yeni ve farklı bir güven sorunu getirecektir: Onay kurumlarına,
onlar tarafından dağıtılan anahtar çiftlerinin düzgün üretilmiş olduğuna,
kişilerin gizli anahtarlarının iyi, dürüst ve sağlam ellerde saklanacağına,
ya da üretilir üretilmez imha edileceğine, elektronik kimlik belgelerinin
güncellenmesinin düzgün yürütüleceğine, yasal olarak gizli anahtara
erişim durumlarında kişilik haklarının zarar görmeyeceğine, kısacası
onay kurumunun işleyişine güvenme veya güvenmeme sorunu. Bu nedenle,
1997 yılı Mart ayında yayınlanan OECD Kriptografi Politikaları
Kılavuzu’nda da belirtildiği gibi, kriptografi konusunda hizmet
veren kurumların yasal sorumluluklarının açıkça belirlenmesi ve ilgili
yasaların ivedi olarak hazırlanması gereklidir(Bkz.Ek.1, 1.Sunuş).
Elektronik ticaretin yaygın,
ve hem firmalara hem de müşterilere güven verecek şekilde kullanılmaya
başlaması, güvenilir bir açık anahtar altyapısı (AAA) kurulmasıyla paralel
olarak yürüyecektir. Bu altyapının kurulmasında öncülük görevi, dünyada
olduğu gibi Türkiye’de de bankalara ve finans kuruluşlarına düşecek
gibi görünmektedir. E-ticaretin sağlıklı ilk uygulamaları, belirli bir
bankada hesabı olan alıcı ve satıcılar arasında kolaylıkla gerçekleşebilir;
çünkü aradaki bankanın varlığı, iki taraf için de gerekli güven ortamını
oluşturacaktır.
İkinci aşamada, birden
fazla bankanın kurduğu ortak yapıya kayıtlı alıcı ve satıcıların, Internet
üzerinden alışveriş yapabileceği güvenli bir ortam yaratılabilir. Bankalararası
Kredi Kartları Merkezi, böyle bir ortam için uygun bir zemin olacaktır.
Fakat böyle bir ağ, Internet üzerinde olsa bile, açık değil, kapalı
bir bilgisayar ağı olacaktır; yani bu bankalar grubunda hesabı olmayan
bir kişinin sisteme katılabilmesi mümkün olmayacaktır. Böyle bir yapının
dünyaya bağlanabilmesi için gereken açık anahtarlı sayısal imza ve şifreleme
yazılımı, ya da donanımı dünya standartlarına uyum sağlamak zorundadır.
Gizli anahtarın korunabilmesi
için en güvenli ortam, kişinin biometrik bir özelliğine (göz, parmak
izi gibi) bağlı olarak çalıştırılabilen akıllı kartlardır. Önümüzdeki
yıllarda bilgisayarlara yüklenen sayısal imza ve şifreleme yazılımlarının,
bilgisayar tarafından okunabilen akıllı kartlar sayesinde çalıştırılması
beklenmektedir. Elektronik ticaret ve açık anahtar altyapısıyla ilgili
standartların oluşum sürecine Türk bankalarının birlikte katılmaları,
bu konuda yapacakları yatırımları belirlenen standartlar doğrultusunda
ve birbirleriyle eşgüdüm içinde yönlendirmeleri, genel verimliliğin
artması açısından çok uygun olacaktır.
3.1. Öneriler
Ülkemizde yaşanan banker
faciası, veya bankalardan bol kredi alıp yurtdışına kaçan firma sahipleri
gibi olaylar hatırlanırsa, GÜK’lü bir örgütlenmenin Türkiye’de toplumsal
felaketlere yol açması olasılığı hiç de düşük değildir. Güvenilir bir
kuruluşun güvenilmez bir elemanının ulaşacağı bir gizli (özel) anahtar,
o anahtarın gerçek sahibini mağdur edecek uygulamalara başlangıç olacaktır.
Bu durumda, Türkiye için önerilerimizi şöyle sıralayabiliriz:
1. Bir çok ülkenin
yaptığı gibi, Türkiye de dünyadaki gelişmeleri yakından izlemeli, fakat
yasal düzenlemeler yapıp sayısal imzaya yasal geçerlilik kazandırmakta
fazla aceleci davranmamalıdır. İvedilikle alınması gereken önlem, OK
(ya da sertifika merkezi) olmak için girişimde bulunan ve reklam yaparak
kullanıcıları iki anahtarlı kriptografik yöntemler hazırlayan, sayısal
imza veya şifre uygulamalarına alıştıran özel kuruluşların denetlenmesidir.
Bu kuruluşların, teknik
içeriğin farkına bile varmadan, müşterilerini atılan sayısal imzaların
güvenilirliğine, şifrelerin çözülemeyeceğine ikna etmeleri mümkündür.
Halbuki henüz herşey çok yenidir, hiçbir kullanıcının kendi üretmediği
ve başkasının ona verdiği gizli anahtarın gerçekten herkesten gizli
ve dünyada tek olduğuna inanması için bir neden yoktur. Sertifika dağıtımı
yapan bir kuruluşun gerçek bir OK olduğu ve o kurumun gizli anahtarının
iyi korunduğu da varsayılmamalıdır.
2. Kullanıcılara,
iki anahtarlı kriptografiye hızla uyum sağlamaları, alışverişlerini
açık elektronik ağlardan yapmaları için reklam yapılması doğru değildir.
Ancak,
i) kişi haklarını koruyucu,
OK yetki ve sorumluluklarını belirleyici ve elektronik ticaretin sağlıklı
gelişmesini hazırlayıcı yasaların ayrıntılı olarak tartışılması,
ii) elektronik ticaret
uygulamalarına başlayan ülkelerin deneyimlerinin gözönünde bulundu-rulması
ve
iii) güvenilir yasal çerçevenin
oluşmasından sonra, kullanıcıların mağdur olmadan elektronik alışverişlere
başlaması özendirilebilir. Türkiye’nin hazırlıksız bir şekilde kriptografik
uygulamalara başlamasının ülkemize bu noktada kazandıracağı hiçbir şey
yoktur; aksine bireylere ve ülkeye zarar vermesi önlenmelidir.
3. Onay kurumu
(OK) görevi yapmak isteyen adayların böyle bir yetkiyi ancak etkin bir
denetim ve bağlayıcı sözleşmelerden sonra alması gereklidir. OK’lerin
toplum içinde güven kazanabilmesi için, ilk onay kurumlarının kamu kuruluşu
ya da çok güvenilir özel kuruluşlardan olması düşünülebilir. Ayrıca,
onay kurumu olabilmek için sertifika alınması sürecinin çok dikkatli
planlanması uygun olacaktır.
4. Japonya, Kanada,
Singapur gibi ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de açık anahtarlı kriptografik
altyapının kurulup elektronik ticaretin denenmeye başlandığı pilot/test
projelerin ivedilikle üretilmesi ve sonuçlarının değerlendirilmesi çok
yerinde olacaktır.
EK.1 - ELEKTRONİK TİCARET
TEKNİK ÇALIŞMA GRUBU SUNUŞ ÖZETLERİ
1. SUNUŞ: Elektronik
Ticarette Bilgi Güvenliği
ve OECD Kriptografi
Politikaları Kılavuzu
TÜBİTAK-BİLTEN
Sunuş tarihi: 26.2.1998
Sunuşu gerçekleştiren:
Melek D. Yücel
Elektronik ticaretin gelişebilmesi,
birbirlerine açık bilgisayar ağları üzerinden bağlanan kişiler arasında
aktarılan bilgilerin güven oluşturacak şekilde iletimine bağlıdır. Bilgi
güvenliği kavramının içerdiği üç önemli bileşen vardır:
-
Kimlik
belirlenmesi (authentication)
-
Bilgi
bütünlüğü (message integrity)
-
Gizlilik
(privacy).
Bu üç biletenden ilk ikisi,
yani
i) açık ağlardan yollanan
bilginin kim tarafından yazıldığının belirlenebilmesi , kimliğin kanıtlanabilmesi
/ doğrulanabilmesi, ve
ii) bilginin ağ üzerindeki
yolculuğu sırasında değiştirilmemiş, üçüncü bir kişi tarafından bozulmamış
olduğunun, bilgi bütünlüğünün kanıtlanması, ‘sayısal imza’ sayesinde
sağlanır.
Sayısal imza, ‘açık anahtarlı
kriptografi’ adı verilen bir şifreleme tekniği kullanır. Açık anahtarlı
kriptografide her kullanıcıya, iki ayrı anahtar(sayı dizisi) verilir.
Bu anahtarlardan biri gizli, diğeri ise herkese açıktır ve iki anahtar
arasında özel bir matematiksel ilişki vardır; fakat açık anahtarı bilen
herhangi bir kişinin gizli anahtarı bulabilmesi, hesaplayabilmesi mümkün
değildir. Açık anahtarlar herkesin ulaşabileceği veri tabanlarında saklanır.
Sayısal imza, iki bileşene
bağlı olarak atılır: i) İmza atanın gizli anahtarı ii) İmzalanan mesaj.
Mesaj belirli bir özetleme algoritmasından geçirilir, bu özet imza atanın
gizli anahtarıyla şifrelenir; bu şekilde şifrelenmiş mesaj özeti sayısal
imzayı oluşturur. İmzanın doğrulanabilmesi için, önce, imzayı atanın
açık anahtarıyla mesaj özetinin şifresi açılır. Mesajın aslı, yine özetleme
işlevinden geçirilerek ikinci bir mesaj özeti daha bulunur. Şifresi
açılmış mesaj özeti ile yeni bulunan mesaj özeti tamamen birbirinin
aynıysa, imza doğrulanmış, gönderenin kimliği ve bilginin bütünlüğü
kanıtlanmış olur. Sayısal imzayı atan kişi kendi gizli anahtarını kullanırken,
sayısal imzayı doğrulamak isteyenler ise, imzayı atanın açık anahtarını
kullanmaktadırlar.
Bilgi güvenliğinin üçüncü
bileşeni olan gizlilik, yine açık anahtarlı kriptografi ile sağlanabilir.
Herhangi bir kullanıcıya gizli mesaj yollamak isteyenler, onun açık
anahtarını kullanarak mesajı şifrelerler, bu şifreyi açacak olan gizli
anahtar yalnızca bu kullanıcıda bulunmaktadır; bu nedenle, başka bir
kişinin şifreli mesajı çözebilmesi olası değildir.
Açık ve gizli anahtar
çiftlerinin her kullanıcı için ayrı ayrı üretimi, anahtar yönetimi,
kişilerin gizli anahtarlarının mutlak gizliliğinin sağlanması, kişi/açık
anahtar bağlantısını onaylayan elektronik kimlik belgelerinin hazırlanması
gibi hizmetlerin ulusal ve uluslararası düzeylerde eşgüdüm içinde yürütülebilmesi
amacıyla kurulması öngörülen yapıya ‘açık anahtar altyapısı-AAA’ (public
key infrastructure) adı verilmektedir. Dünya üzerinde pek çok ülke,
bu altyapının kurulması çalışmalarını sürdürmektedir; fakat bu işin
başarıyla sonuçlandırıldığı bir ülke henüz yoktur. ABD dahil olmak üzere,
teknolojinin en ileri düzeyde olduğu ülkeler, açık anahtarlı kriptografik
uygulamalar sunmak için kurulmuş olan onay kurumu-OK (certifying authority-CA),
güvenilir üçüncü kuruluş (trusted third party-TTP), anahtarı bulan kuruluş-ABK
(key recovery agency-KRA) gibi kurumların yazılımlarını inceleyip, ortak
bazı paydalar altında buluşturma ve eşgüdüm sağlama çabaları içindedirler.
Elektronik ticaretin beklenen
hızlı gelişimine ayak uydurabilmek için sık sık toplantılar düzenleyen
ve çeşitli öneriler geliştiren OECD ülkeleri, 1997 Mart ayında yayımladıkları
OECD Kriptografi Politikaları Kılavuzu’nda şu sekiz maddeyi
vurgulamaktadırlar:
-
Kriptografik
Yöntemlere Güven: Kriptografik yöntemler, bilgi ve iletişim
sistemlerinin kullanılması için güven oluşturmalıdır.
-
Özgür
Seçim: Kullanılacak kriptografik ürünler, yasalar çerçevesinde
özgürce seçilebilmelidir.
-
Gereksinime
Bağlı Gelişme: Kriptografik yöntemler, birey, kurum ve hükümetlerin
gereksinim, istem ve sorumluluklarına bağlı olarak gelişmelidirler.
-
Standartlar:
Açık anahtar altyapısı ve şifreleme standartları ulusal ve uluslararası
düzeylerde geliştirilmeli ve yaygınlaştırılmalıdır.
-
Bireysel
Gizlilik Hakkı: Ulusal kriptografi politikaları, bireysel iletişimin
gizliliğine ve kişisel bilgilerin korunması gereğine saygı göstermelidir.
-
Yasal
Erişim: Ulusal politikalar, bu kılavuzdaki diğer ilkelerle çelişmemek
koşuluyla, şifreli mesajlara ve kişilerin gizli anahtarlarına yasal
erişimi öngörebilir.
-
Yasal
Sorumluluk: Kriptografi hizmeti veren ve açık/ gizli anahtarları
dağıtma yetkisi taşıyan kuruluşların yasal sorumlulukları açıkça
belirlenmelidir.
-
Uluslar
arası Eşgüdüm: Ulusal ve uluslararası kriptografi politikaları,
birbirleriyle eşgüdüm içinde oluşturulmalıdır.
2. SUNUŞ: Bankalararası
Kredi Kartları Merkezi (BKM) Nedir, Nasıl Çalışır?
Bankalararası Kredi
Kartları Merkezi (BKM)
Sunuş tarihi: 18.3.1998
Sunuşu gerçekleştiren:
Sunasu Tura
1990 tarihinde kurulan
Bankalararası Kredi Kartları Merkezi bir hizmet kuruluşu olarak çalışmalarına
başlamıştır. Her Visa veya Mastercard üyesi bankanın BKM’ye üye olma
yükümlülüğü vardır. BKM toplam 37 üye sayısıyla elektronik ticarete
ilişkin çalışmalarını yürütmektedir. BKM çalışma komiteleri 13 özel
ve kamu bankasıyla ortak olarak yürütülmektedir.
Merkezi altyapı olanakları,
kart ödeme sistemlerinde ortak standartların ve yurt içi kredi ve banka
kartı istatistiklerini saptanmasını mümkün kılmaktadır. Altyapı olanaklarının
yanında kredi kartları için yurt içi takas, sahtekarlığı önleme ve birleşik
uyarı listesi (sakıncalı kartlar listesi) konularında çalışmalar güvenli
bir şekilde sürdürülmektedir. Güvenliğin sağlanması için öngörülen konulardan
biri Emniyet Teşkilatı’nın kredi kartı sahteciliği konusunda sürekli
bilgilendirilmesidir. Diğer yandan, anahtarlama (‘switch sistemi’) ve
gerçek zamanlı çalışma (‘on-line’) sistemlerindeki hızlı artış, kuruluşun
hizmetlerini geliştirmesinde etkili olmaktadır. Switch işlem adetleri
1993’te 892.000 iken bu rakam 1997’de 76.575.433’e çıkmış, buradan da
anlaşılacağı üzere ATM(Automatic Teller Machine) seti, POS(Point of
Sale) seti ve diğer işlemlerin yapıldığı BKM Switch sisteminden geçen
işlemlerde önemli ölçüde artışlar
gözlenmiştir. Ulusal istatistiklerden
de belirlendiği üzere kredi kartı, banka kartı, ATM, POS sayılarındaki
artış, ülkeye getirilen net döviz tutarı ve yurt içi kredi cirosundaki
artışlarla devam etmiştir.
Bankaların kendi aralarında
kullandıkları elektronik fon transferi sistemi, BKM’nin Merkez Bankası’nda
açtığı tek bir hesaba ulaşmasını mümkün kılacak şekilde sağlanmaktadır.
Ödemelerin tek tek işlenip alıcının hesabına anında aktarımı EFT sistemlerinin
gelişimiyle olmuştur. Merkez Bankasının başlattığı EFT-RTGS sistemi
ile bankalararası EFT işlemleri Merkez Bankası bünyesinde kurulan tek
bir EFT merkezinden yürütülmektedir. İletişim ağı TICNET ile bankalararası
işlemler aktarıcı bilgisayarlar (RC-relay computer) sayesinde özel iletişim
ağı üzerinden yapılmaktadır. EFT sisteminde banka bağlantıları, EFTNET
sayesinde aktarıcı bilgisayar kullanımı, uzak terminal bağlantısı ve
ana bilgisayar bağlantısı ile sağlanmaktadır. Sistemde gerçekleşen işlem
türleri Merkez Bankası ve bankalararası işlemler, yine bankalar arasında
genel amaçlı fon transferleri, genel iletişim ve kontrol ( log-in, log-out,
acknowledgement messages) mesajlarıdır ve tamamen elektronik ortamda
yürütülmektedir. Halen banka kartı ve kredi kartı yasası üzerinde çalışmalar
devam etmektedir.
3. SUNUŞ: Gümrük İşlerinin
Modernizasyonu
Gümrük Müsteşarlığı
Sunuş tarihi: 18.3.1998
Sunuşu gerçekleştiren:
Nurcan Özyazıcı
Gümrük Müsteşarlığı Gümrük
İdaresini verimli kılmak amacıyla 1988 yılından beri sürdürdüğü Gibos
ve Dış Ticaret İstatistikleri otomasyon projelerini Türkiye genelinde
yaygınlaştırmak ve değişen teknoloji paralelinde geliştirmek için Bilge
Projesini başlatmıştır. Bilge projesi gümrüklerde otomasyonun sağlanması
için yürütülen önemli projelerdendir. Avrupa Birliği ile girmiş olduğumuz
Gümrük Birliğinde rekabete girecek olan ithalat ve ihracaatçılara destek
olacak modern bir gümrük organizasyonu ve AB’ye uyumlu bir gümrük mevzuatının
hayata geçirilmesi zorunlu gözükmektedir. Daha etkili vergi tahsilatı,
ticaret kesimine daha etkin hizmet verilmesi, mevzuatın tek örnek uygulanması
ve dış ticaret istatistiklerinin daha sağlıklı üretilmesi modernizasyon
hedefleri kapsamındadır. Gümrük Modernizasyonu Projesi Dünya Bankası
kredisi ile desteklenmektedir ve projenin finansmanı toplam 68 milyon
dolar tutarındadır. Bu bağlamda Gümrük Müsteşarlığı Mart 1995’te bir
Fransız firmasından satın aldığı Sofix yazılımını Bilge adı altında
ve Türk Gümrük İdaresinin kullanıcı istekleri doğrultusunda adapte etmeye
başlamış ve proje için seçilen Atatürk Havalimanı’nda Temmuz 1998 tarihinde
uygulamayı başlatmayı planlamıştır.Proje ile ilişkili olarak 1996’da
IMF ile Teknik Yardım Antlaşması yapılmış, Dünya Bankası’ndan sağlanan
krediye ilişkin İkraz Anlaşması yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Eylül
1996’da Müsteşarlık bünyesinde projede daimi görev yapmak üzere Modernizasyon
Projesi Birim Başkanlığı kurulmuştur.
Diğer yandan elektronik
veri değişimi-EVD (electronic data interchange-EDI) ihalesi başlatılmış
ve bu konuda yürütülecek çalışmalar yine Atatürk Havalimanı giriş ve
çıkış müdürlükleri için tasarlanmıştır.Bu proje ile beyan sahiplerinin
Gümrük Beyannamesi bilgilerini, elektronik ortamda EDIFACT standardında
Gümrük Bilgisayar Sistemine aktarmaları sağlanacaktır. Ekim 1998’de
Türkiye çapında yaklaşık elli gümrük idaresi ve bölge merkezini içine
alacak geniş alan şebekesi için gerekli yazılım ve donanım alımına yönelik
açılan uluslararası ihale sonuçlandırılacaktır. Bilge projesinin eğitim
çalışmaları başlatılmış ve 2001 yılı başlarında otomasyonun Türkiye
genelinde tüm Gümrük İdarelerinde yaygınlaştırılması amaçlanmaktadır.
Proje tamamlandığında gümrük denetimlerinin az sayıda ve daha seçici
olması, sonradan kontrollerin attırılması beklenmektedir. Hedef, kağıtlı
ortamlarda yapılan işlemleri 2000’li yıllarda asgari düzeye indirmek,
gümrüklerde doğacak yığılmaları önlemek için elektronik ortamda hizmet
sunmaktır.
4. SUNUŞ: Türkiye Bankalararası
Elektronik Fon Transferi
ve Gerçek Zamanda Birebir
Mutabakat Sistemi
Merkez Bankası
Sunuş tarihi: 06.5.1998
Sunuşu gerçekleştirenler:
İlker Durusoy-Mustafa Okay
Merkez Bankasının 1 Nisan
1992’de başlattığı EFT-RTGS ( Elektronik Fon Transferi) sistemi,
bankalar ve finans kuruluşlarının özel-kapalı bir bilgisayar ağında
işlemlerini gerçekleştirmelerini, gerçek zamanlı birebir mutabakat tekniği
ile sağlamaktadır. EFT katılımcılarına bulundukları şehire göre özel
iletişim ağında bulunnan santrallere bağlı kiralık hatlar vasıtası ile
doğrudan erişim imkanını sağlanmıştır. Sözkonusu bağlantıların ‘dial-up’
ve TURPAK yedekleme imkanlarıda mevcuttur. 1992 yılından bu yana finans
sektörünün vazgeçilmez aracı haline gelmiş olan sistemin geliştirilmesine
yönelik çalışmalara başlanılmış ve EFT ikinci nesil (EFT2) ve Elektronik
Menkul Kıymet Transferi (EMKT) projeleri olarak adlandırılan bu projelerin
yazılım geliştirme aşamasına gelinmiş bulunmaktadır. Fonların süratli,
güvenilir ve denetimli ortamlarda aktarılmasını sağlayan bu sistemde
(EFT-RTGS) 1997 yılında gerçekleşen toplam mesaj adedi 10.184.901, yapılan
toplam ödeme miktarı ise 192 katrilyon olmuştur. Buradan da anlaşılacağı
üzere, EFT-RTGS sistemi büyük hacimli ödemelerin yapıldığı bir sistem
olarak işlemektedir.
EFT-RTGS, yani gerçek
zamanlı birebir mutabakat tekniği ile ile çalışan sistem, fon akışlarının
bankalar arasında süratli yapılmasını sağlarken, küçük hacimli müşteri
ödemelerine de imkan sağlayarak bireysel bankacılık hizmetlerine katkıda
bulunmaktadır. Sistem halen 74 banka ile çalışmalarını sürdürmektedir,
bu da Türk bankalarının yüzde 99’u demektir. EFT- NET özel iletişim
ağıyla İstanbul - Ankara arasında saniyede 64 kilobit hızla birbirine
bağlanmış olan bankalar, aktarıcı bilgisayar (RC) sistemleri ile EFT
sistemini kullanabilmektedirler.
EFT Merkezi ile günün
başında rezerv değerlerinin TCMB’den bankalara aktarımı, gün içinde
banka mesajlarının alınması, gönderilmesi, mesaj içeriği ve rezerv kontrolü,
banka rezervlerinin güncelleştirilmesi, gün sonunda ise TCMB’ye mutabakat
bilgilerinin ve gün sonu raporlarının gönderilmesi işlemleri gerçekleşmektedir.
EFT2 ve EMKT projeleri kapsamında yer alan önemli konulardan bir kaç
tanesi ise, EFT yedek merkezinin kurulması, Merkezi Kuyruklama yapısının
getirilmesi, Aşamalı kapanışın sağlanması ve Devlet İç Borçlanma Senetlerinin
Kaydi ortamda işlem göreceği ve bankalararası işlemlerde para ile kıymetin
ayni anda değişiminin sağlanacağı EMKT sistemleridir.
4. SUNUŞ: Türkiye Bankalararası
Elektronik Fon Transferi
ve Gerçek Zamanda Birebir
Mutabakat Sistemi
Merkez Bankası
Sunuş tarihi: 06.5.1998
Sunuşu gerçekleştirenler:
İlker Durusoy-Mustafa Okay
Merkez Bankasının 1 Nisan
1992’de başlattığı EFT ( Elektronik Fon Transferi) sistemi çalışmaları
bankalar ve finans kuruluşlarının kapalı bir bilgisayar ağında işlemlerini
gerçekleştirmelerini sağlamakta, aynı zamanda müşteriyle doğrudan bağlantı
imkanını gerçek zamanda vermektedir. Halen üzerinde çalışılan sistemler,
ödeme sistemleri, EFT-RTGS (Real Time Gross Settlement) ile EFT2 ve
EMKT projeleridir. Ödeme sistemleriyle paraların süratli, güvenilir
ve denetimli ortamlarda aktarılması için elektronik süreçler başlatılmıştır.
1992-1998 yılları arasında EFT-RTGS sisteminden geçen toplam mesaj adedi
10.267.478’e, yapılan toplam ödeme miktarı 1.2 trilyona ulaşmıştır.
Buradan da anlaşılacağı üzere EFT-RTGS az işlem miktarına sahip iken,
en yüksek ödemelerin yapıldığı bir sistem olarak işlemektedir.
EFT-RTGS yani gerçek zamanlı
birebir mutabakat projesi ile, iş akışlarının bankalar arasında süratli
yapılması, müşteri hizmetlerine de yansıyabilmektedir. Sistem halen
74 banka ile çalışmalarını sürdürmektedir, bu da Türk bankalarının yüzde
99’u demektir. EFT- NET özel iletişim ağıyla İstanbul Ankara arası saniyede
64 kilobit hızla birbirine bağlanmış, aktarıcı bilgisayarlar sayesinde
kiralık hatlar kurulmuştur. EFT Merkezi ile günün başında rezerv değerlerinin
TCMB’den bankalara aktarımı, gün içinde banka mesajlarının alınması,
gönderilmesi, mesaj içeriği ve rezerv kontrolü, banka rezervlerinin
güncelleştirilmesi, gün sonunda ise TCMB’ye mutabakat bilgilerinin ve
gün sonu raporlarının gönderilmesi işlemleri gerçekleşmektedir. EFT2
ve EMKT projeleri ile hedeflenen, bir EFT yedek sisteminin kurulmasıdır.
Aynı zamanda EMKT merkezi ile, para ile kıymetin ayni anda değişimi
sağlanacak ve döviz transferi işlemlerinin EFT2 altyapısına eklenmesi
çalışmaları başlatılacaktır.
5. SUNUŞ: TURNET ve
TTNET Altyapı Ağları
Türk Telekom A.Ş.
Sunuş tarihi: 06.5.1998
Sunuşu gerçekleştiren:
Ayfer Canbazoğlu
Yurdumuzda bilgisayar
ağları altyapısının geliştirilmesi yönünde önemli çabalar vardır. Türk
Telekom A.Ş.’nin Internet’in sağlıklı gelişimi ve Türkiye’de Internet
gereklerinin saptanması için yürütmekte olduğu çalışmalar da hızla devam
etmektedir. Dünyadaki örnekler incelendiğinde, Internet’in gelişiminde
telekomünikasyon operatörlerinin önemli rol aldığı, aynı zamanda telekomünikasyon
operatörleri için de Internet’in hayati önem taşıdığı görülmektedir.
Türk Telekom’un Internet stratejisi oluşturulurken, diğer ülkelerdeki
telekomünikasyon operatörlerinin bu alandaki rolleri incelenmiş ve bu
deneyimlerin sonuçlarının Türkiye uygulamasına aktarılmasına çalışılmıştır.
Son yıllarda gerek Internet
dünyasında, gerek Türkiye Internet şebekesinde yaşanan önemli değişiklikler,
Türkiye’yi içine alan yeni teknoloji temelli ve en son uygulamalara
açık bir Internet altyapı ağının kurulmasını gerekli kılmıştır. Bu doğrultuda
Türk Telekom A.Ş tarafından, kapsamlı bir altyapı çerçevesinde Internet
kullanımı, tüm servis sağlayıcılarıyla ülke genelinde yaygınlaştırılmaya
başlanmıştır. Türkiye’de Internet’in hem Internet Servis Sunucusu -
ISS’ler(Internet Service Provider – ISP), hem de Türk Telekom için yeni
olması nedeniyle Internet, Türk Telekom A.Ş. tarafından katma değerli
bir servis olarak görülmüş ve 1995 yılı sonunda hızlı Internet hizmetleri
için TURNET ihalesine çıkılarak 1996’da TURNET şebekesi kurulmuştur.
TURNET’in düğüm noktaları
Ankara, İstanbul ve İzmir’de olup, Ankara – İstanbul 4 megabit/saniye,
İstanbul – İzmir ve Ankara – İzmir düğüm noktaları ise 2 megabit/ saniye
hızlarıyla birbirlerine bağlanmıştır. TURNET’in yurtdışı kapasitesi
toplam 8 megabit/saniye giriş, 5 megabit/saniye çıkıştır; fakat özellikle
yurtdışı hatlarının doluluk oranı
yüzde 100’dür. Bağlantılar
telefon şebekesi üzerinden yapılmış, fakat telefon konuşmaları için
1-2 dakika olarak düşünülen ortalama bağlantı süresi veri bağlantılarında
ortalama 15-20 dakikaya kadar çıktığı için, Internet trafiğini kaldıramayan
şebekede teknik sorunlar çıkmıştır. Yurtdışı çıkış kapasitesi de oldukça
yetersiz kalan TURNET ağı yerine 1998 yılı sonuna kadar TTNET ağının
kurulması planlanmıştır.
Yeni kurulacak TTNET ile
hedeflenen, Internet için gerekli olan veri iletişim altyapısının bir
an önce sağlanması, yurt dışına doğrudan Internet bağlantısının kurulması
ve bu doğrultuda TURNET ücret tarifelerinin düşürülmesidir. Ayrıca TTNET
ile Internet erişimini ülke genelinde yaygınlaştırmak, yerel seviyelere
indirmek, iletişim olanaklarının verimli kullanımını ve uçtan uca servis
kalitesini ( QQS) sağlamak, tüm kullanıcılara aynı ücretle ve eşit olanaklarla
Internet hizmeti sunmak, Milli Eğitim ve KamuNet gibi projeleri desteklemek,
ve ATM, FR, LL, PSTN, ISDN, ADSL, Kablo TV gibi hizmetlerle erişim çeşitliliğini
sağlamak amaçlanmaktadır. TTNET şebekesi üzerinden, merkezlerde servis
sağlayıcılara “Özel sanal şebeke” (VPN) ve “virtual POP” servisi verilecektir.
Böylece, herhangi bir ilde sistem kurma maliyetini karşılamak istemeyen
servis sunucular, Türk Telekom A.Ş.’nin sağladığı kapasiteyi kullanarak
o ilde servis verebileceklerdir. Diğer bir deyişle, TTNET projesi, servis
sunucuları dışlamak bir yana, onlarla anlam kazanacaktır.
TTNET ağında, Ankara,
İstanbul ve İzmir’de kurulan erişim noktalarının saniyede 155 megabit
hızla birbirlerine, 3x34 megabit hızla ise yurtdışına bağlanması hedeflenmektedir.
Teknik altyapı olarak elektronik ticaret kapsamında ATM(asynchronous
transfer mode) altyapısı öngörülmektedir.
Ayrıca, 20 büyük ile 2
x 34, geri kalan illere de 2 x 2’şer megabit/saniyelik bağlantılar sağlanacaktır.
Şu sırada Internet’e bağlı olan üniversiteler ve kamu kuruluşları dışında
kalan kamu kuruluşlarının da, TTNET’in kurulmasından sonra, 1999 yılı
içinde Internet’e bağlanması beklenmelidir.
Türk Telekom A.Ş yakın
zamanda Milli Eğitim ve Kamu Net gibi projelerin altyapı çalışmalarını
TTNET ile başlatacak, ve erişim çeşitliliğinin arttırılması için uygun
altyapı sağlayacaktır.
EK-2
ELEKTRONİK TİCARETTE
BİLGİ GÜVENLİĞİ TERİMLERİ
açık anahtar (public
key): Açık anahtarlı bir kriptografik yöntem (algoritma) kullanan
bir kullanıcının kendisine ait olan iki anahtarından kamuya açık olanı
açık anahtar altyapısı-AAA
(public key infrastructure-PKI ): Bilgi iletişiminde açık anahtarlı
kriptografinin yaygın ve güvenli olarak kullanılabilmesini sağlamaya
yarayan ve birbirleriyle eşgüdüm içinde çalışan anahtar üretimi, anahtar
yönetimi, onay kurumu, sayısal noterlik, zaman damgası gibi hizmetlerin
tümü.
açık anahtarlı kriptografi
(public key cryptography): Her kullanıcıya, sürekli kullanım için
biri açık diğeri gizli iki anahtarın verildiği şifreleme/şifre çözme
yöntemlerinin tümü. Asimetrik kriptografi ya da çift anahtarlı kriptografi
adını da alır.
açık bilgisayar ağı
(open computer network): İsteyen herhangi bir bilgisayar kullanıcısının
bağlanabileceği ve diğer kişilerle bilgisayar üzerinden iletişim kurabileceği,
herkese açık elektronik iletişim ortamı. Örnek: Internet.
anahtar (key): Şifreleme
ve şifre çözme sırasında kullanılan sayı dizisi.
anahtarı bulan kurum-ABK
(key recovery agency-KRA): Yasal erişime yardımcı olmak amacıyla
kurulan ve yargının gerektirdiği durumlarda, zan altındaki kişinin gizli
anahtarının matematiksel yöntemlerle elde edilmesini sağlayan kurum.
Gizli anahtarını kaybeden herhangi bir kişi de, kimliğini belgeleyerek
ABK’ye başvurursa anahtarını yeniden elde edebilir
anahtar üretimi (key
generation): Açık anahtarlı kriptografide, her kullanıcının açık/gizli
anahtar çiftinin, kullanılan kriptografik yönteme bağlı matematiksel
işlemlerle hazırlanması
anahtar yönetimi (key
management): Açık anahtarlı kriptografide her kullanıcıya farklı
anahtar çiftleri verilmesi, kullanıcıların açık anahtarlarının herkesin
ulaşımına açık olarak saklanması ve kullanıcıların gizli anahtarlarının
mutlak gizliliğinin sağlanmasından sorumlu düzen
bilgi bütünlüğü (message
integrity): Bilginin saklanması veya açık/kapalı iletişim ağlarından
iletimi sırasında içerik açısından herhangi bir değişime uğratılmamış
olması, özgün halinde korunması
bilgi güvenliği (information
security): Bilginin, i) kime ait olduğu belirlenmiş, ii) bütünlüğü
korunarak, ve iii) gizliliği sağlanmış olarak iletimi ve saklanması.
çift anahtarlı kriptografi
(double key cryptography): Açık anahtarlı kriptografi veya asimetrik
kriptografi.
elektronik kimlik belgesi-EKB
(digital certificate): Onay kurumunun hazırladığı ve sayısal olarak
imzaladığı, hangi açık anahtarın hangi kişiye ait olduğunu gösteren
belge.
elektronik veri değişimi-EVD
(electronic data interchange-EDI): Standart bir formda yazılmış
olan bilgilerin bilgisayarlar arasında aktarımı ve otomatik olarak yorumlanıp
işlenebilmesi.
erişim (access): Herhangi
bir sistemi kullanmaya başlama, örneğin bir elektronik ticaret sistemine
bilgisayar üzerinden bağlanarak iletişim kurma.
EVD kurumu (EDI association):
Bir ülkede EVD kullanımını düzenleyen kuruluş, örneğin, ABD’deki
EDIA, Avustralya’daki EDICA, Kanada’daki EDICC veya Yeni Zelanda’daki
EDIANZ
EVD servis sunucusu
(EDI server): Bir EVD servisinin merkezinde olan bilgisayar sistemi.
gizlilik (privacy):
İletişim kuran iki taraf arasındaki yazışmaların üçüncü kişilerden gizli
tutulması, veya bir kişiye ait bilgilerin kendisi dışında herkesten
gizli tutulması.
gizli -özel,kişisel-
anahtar (private key): Açık anahtarlı kriptografi kullanan bir kullanıcının,
kendisine ait olan iki anahtarından gizli tutulanı.
güvenilir üçüncü kuruluş,
kurum veya kişi-GÜK (trusted third party-TTP): Bir çeşit onay kurumu.
Onay kurumlarının yaptığı gibi kişilerin kimliğini güvenli olarak belirleyip,
elektronik kimlik belgelerini hazırlamaya ve anahtar yönetimini sağlamaya
ek olarak, kişilerin gizli anahtarlarını çok güvenli bir ortamda
saklayan ve gerektiğinde yargı kararıyla yetkili makamlara veren kuruluş.
kanal (channel): Bilginin
bir kullanıcıdan diğerine iletimi için gereken fiziksel iletişim ortamı,
örneğin, bilgisayar bağlantısı, telefon kablosu, radyolink ve uydu üzerinden
diğer kullanıcıya ulaşan bağlantının tümü
kapalı bilgisayar ağı
(closed computer network): Kullanıcılarından biri olmak için belirli
koşulların sağlanması gerektiği, herkese açık olmayan bilgisayar ağları.
Örnek: Bankalar ve bankamatikler arasındaki bağlantı.
kimlik belirleme (authentication):
Herhangi bir servisi almak isteyen birinin, gerçekten de kendi iddia
ettiği kişi olduğunun belirlenmesi.
kriptografik algoritma
(cryptographic algorithm): Şifreleme / şifre çözmede kullanılan
belirli bir yöntemin ayrıntılı içeriği, bu içeriğin matematiksel adımları.
kriptoloji (cryptology):
Güvenli bilgi iletişimi ve/veya saklanması için sifreleme ve sifre çözme
yöntemleri türeten, geliştiren, inceleyen bilim dalı.
onay kurumu-OK (certifying
authority-CA): Kişilerin kimliğini güvenli olarak belirleyip elektronik
kimlik belgelerini hazırlayan ve anahtar yönetimini sağlayan kuruluş.
sayısal imza (digital
signature): Elektronik ortamdaki yazışmalara eklenen, yazıyı gönderenin
kimliğini ve gönderilen yazının iletim sırasında bozulmadığını kanıtlamaya
yarayan bölüm. Sayısal imza, yazının içeriğine ve imzalayanın gizli
anahtarına bağlı bir kriptografik yöntemle atıldığı için, sayısal imzanın
doğrulanmasında, imzayı atanın açık anahtarı kullanılır.
sayısal noter (digital
notary): Bilgisayar ağlarında iletilen bilgileri tarafların isteği
ile saklayıp, kendisine başvurulduğunda belgeleyebilen kuruluş.
tek anahtarlı kriptografi
(single key cryptography): Şifreleme ve şifre çözme için aynı anahtarı
kullanan kriptografik yöntemlerin tümü. Simetrik kriptografi veya gizli
anahtarlı kriptografi adını da alır. Kullanılan gizli anahtarı mesajı
gönderen ve alan kişilerin paylaşması gerektiği için, tek anahtarlı
kriptografinin güvenilirliği, her kullanıcı çiftine ayrı bir anahtar
verilebilmesine bağlıdır. Bu durumda, bir kullanıcı, haberleşeceği herkes
için farklı bir anahtar kullanmak zorundadır; bu ise önemli bir anahtar
dağıtımı problemine yolaçar. Çift anahtarlı kriptografi , bu sorunu
ortadan kaldırmıştır.
yasal erişim ( lawful
access): Devletin, açık anahtarlı bir kriptografik algoritma kullananların
gizli anahtarlarına, yasaların gerektirdiği durumlarda ve yargı kararıyla
ulaşabilme yetkisi.
zaman damgası (time
stamp): Bilgisayar ağlarında iletilen mesajlara eklenen ve mesajın
yazıldığı zamanı güvenli olarak belgeleyen damga.
Bölüm kodu: (Segment
code) Bölüm rehberinde tanımlandığı şekilde, her bölümü tek olarak
gösteren kod.
Bölüm rehberi: (Segment
directory) Tanımlandırılmış, isimlendirilmiş bölümler listesi.
Bölüm adı: (Segment
name) Doğal dilde bir ya da daha çok sözcük ile veri bölümü kavramının
tanımlanması.
Basit veri elemanı:
(Simple data element) Tek bir değer taşıyan veri elemanı.
Basit bölüm: (Simple
segment) Hiçbir sınıflandırmaya ihtiyacı olmayan bölüm. (Anlamı
sabit ve açık olan bölüm)
Doküman: (Document)
Bir verinin üzerine kayıt edildiği, insan ya da makine tarafından okunabilen,
(değişmez) veri taşıyıcı.
Elektronik Veri Değişimi:
(Electronic Data Interchange) Standart bir yapıda bilgisayardan
– bilgisayara veri (ticari) transferi.
Kod: (a) Bilginin
kısaltılarak kayıt edildiği ya da tanımlandığı karakter dizisi
(b) Bilgisayarın
tanıyacağı formda özel semboller kullanılarak bilginin gösterilmesi
ya da tanımlanması
Mesaj: (Message) Bilgiyi
taşımak üzere planlanmış sıralı (düzenli) karakter serisi
UN/EDIFACT : Mesaj
rehberinde belirlendiği düzende sıralı bölümler kümesi.
Mesaj kodu: (Message
code) Mesaj tipini tanımlayan ve tek olan alfabetik referans (isim).
Mesaj çizeneği: (Message
diagram) Bir mesaj içindeki bölüm dizisinin grafiksel gösterimi.
Mesaj rehberi: (Message
directory) İsimlendirilmiş, tanımlandırılmış ve tarif edilmiş mesaj
tiplerinin listesi.
Mesaj tipi: (Message
type) Belirlenmış işlem tipi için ihtiyaçları kapsayan, tanımlanmış
ve planlanmış veri kümesi (seti).
Veri: Bilginin,
iletişim, yorum, ya da işlem için uygun olarak formülize edilmiş şekilde
gösterilmesi
Veri elemanı: Verinin,
tanımlamak, değer göstermek için özellikleri belirlenmiş bir birimi.
Veri elemanı Niteliği:
(Data element attribute) Veri elemanının tanımlanmış özelliği
Veri elemanı rehberi:
(Data element directory) Tanımlanmiş, isimlendirilmiş veri elemanı
niteliklerinin, uygun veri elemanı değerinin nasıl simgeleneceğine ilişkin
spesificasyonları içeren liste.
Veri Elemanı Adı: (Data
element name) Doğal dilde bir ya da daha çok sözcük ile veri elemanı
kavramının tanımlanması.